|
|
|
#1 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4
![]() ![]() ![]() |
bu arsıwı acmıcaktım açmama sebeb olan arkadasım sana saolmı demelı..
Acemi
Unutulurmuş dediler ya!.. O zamanlar çocukluk işte, Platonik sipariş bayramlar Tescillenmemiş kaygılı umutlar vardı Ve karanlıkla uzayan rüyalar adama bakardı… Sonra kalakalmışlık yalnız başına bu şehirde İncitilmiş arzuların viraneliği hatıralarda Ismarlama hesaplar, Tek kişilik sahne oyunları! Şimdi her şey bir yürek ağrısı!!! Sürgülenmiş ve mıhlanmış kapı! Çaylaklık ve çömezlik; bir ilk işte, İşte fersiz geleceğin akıbeti; Kalemiz düştü ilkin Sonra atların nalları düşünce bir gül fırtınasında Ve vezir de esir edilince peşinen bir file Şahı devirmek bize kaldı! Acemilik işte, Gençliğimiz; pusatsız hovardalığın hazin nihayeti.. Şimdi her şey bir baş belası!!! Kendim gibiyim her daim Şiiri eskiden de severdim, Ben inşa ettim tüm çıkmaz sokakları Hep vuslat türkülerini damıttın aynalardan Çareler aradım aylarca bu diyarda Sonunda bir mim koyabildim hatıralara Mezara gömdüm eski- Ve siyah-beyaz fotoğrafları.. Acemilik kazası işte, Şimdi her şey nisan ayı Ve geriye dönüp baktığımda Tüm olup bitenler yapma kartpostal gibi buralarda, Senin çocuğundum ve ağırdım o zamanlar Şimdi bir şey o kadar uzak ki.. [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Üye Olmak İçin Tıklayın.] Acemi Aşıkikimiz de acemi birer aşıktık o zamanlar sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun bense kendimi usta zannediyordum bu işlerde yağmur gibi akıp giden yıllardan geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana dek ama farkındaydım yinede ne zaman seninle olsam tanıdık bir kus cıvıltısıyla uyanıyordum her sabah şimdi ise kırılgan mektuplar yazıyorum hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden namımın olsun ben sende ülkemi sevdim hüzün dolu yağmurlarla tasan boynu bükük nehirleri ben sende yolları sevdim dallarına hiç bir kusun kopmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla kaplı yolları ikimizde acemi birer asıktık o zamanlar ve çoğu zaman ne yapacağımızı bile bilmeden serseri dolaşırdık sokaklarda!!!... Acep NerdedirYalan dolan ile geçen ömrümde Arıyor gözlerim, acep nerdedir? Bir tatlı kelâmdır tüten gözümde Arıyor gözlerim, acep nerdedir? Bilirim, garibin kimsesi olmaz Evvel dost diyenler, arayıp sormaz Hatırın sormaya kapıyı çalmaz Arıyor gözlerim, acep nerdedir? Yürekte kanayan derttir, hasrettir Gönlü bir virane, Engin gariptir Bir gelse, bir gülse, ol ki cennettir Arıyor gözlerim, acep nerdedir AcıGözlerim görmüyor, açık olsada Derman olmuyorki yaşlar dolsada Gelip geçen, sille tokat vursada Bana bundan beter, acı veremez Sorsan anlatması, o kadar zorki Çaresi olmalı, kalbim diyorki Bu dert birincisi, daha sonraki Bana bundan beter, acı veremez Gezip dolaşırım, hep aynı yerde Her yer kapkaranlık, sanki alemde İşkence yapsalar, tüm bedenimde Bana bundan beter, acı veremez Çalsın dertli ud’um, söylesin dilim İş’e yaramıyor, ama gözlerim Dünya zehir olsa, inan sevgilim Bana bundan beter, acı veremez Acı Yaşamak uğruna Ölmek bu olsa gerek Sevmek uğruna Acı çekmek bu olsa gerek Hayat uğruna Savaşmak bu olsa gerek Peki ya sen uğruna Üzülmek niye? AcıAteş gibi vücudum, Elim, ayağım, içim titriyor hasretinle, Canım acıyor, Ağlamak istiyorum, Avazım çıktığı kadar bağırarak saatlerce, Bu nasıl bir şey böyle, Bu nasıl duygu böyle, Kendime hakim olamıyorum, Deprem oluyor tüm bedenimde, beynimde sanki, Alev alev yanıyor her yerim, Ama titriyorum hala Yanında olmak İstiyorum, Hiç ayrılmamacasına, Koynunda uyumak istiyorum her gece, Üşüyorum, Sanki sadece sen sarılınca , Kollarına alınca ısınacak gibiyim, ısınamıyorum bir türlü ne yapacağımı bilmiyorum, Çıldırmak üzereyim, Sevgini istiyorum, yanımda olmanı istiyorum, Sadece benim olmanı istiyorum...... Acı Kaldırım gülü oldum dün gece sahil boyunca unutmaya çalıştım bana bıraktığın kimsesizliği saatler geride kalmış benden derdimi anlayan yok. Dermanım da uzakta şimdi o kara gözlerin olacaktı karşımda avucumda aşkın. Saracaktım ince hayatını kollarımla zaman bırakacaktı seni bana. Solmadan geçecekti bu hayal. Gidip geliyorum seninle kendim arasında değişen birşey yok. Aynı boşluktayım sevsem mi yoksa sevmesem mi seni acı mı çeksem her gün prangalarımı eskitsem şaraba vurup kendimi ölsem mi yoksa yoksa hiç bırakmasam mı seni vazgeçtim diyorum olmuyor gerçekten içimdesin sökemiyorum acılar vız gelir şimdiden sonra sensizlik ölüm. Onca şeyi sırtladım ben senin için rakı gibisin. Soğuk, ağır, beyaz az biraz can damarda bitiyor aşkın kapalı kapılar ardına bırakacağım seni bir müddet aşk yıllandıkça erir kalp mi kaldı sanki bedende her şeyim senin. Acı benimle gelirBirçok kelime, Kitap kandırır, Kapağı tavana bakar, Rakamların sayfa çığlığı, Işınlanıp gelmiş sevda, Oturmuş yanıbaşına, Bilemezsin, Bir göz, Gözlerine nasıl da saldırır, Kaçamazsın, Gönlü toprak kokan, Karıncanın hikayesi, Bana birgün, Sana sonsuzluk kalır, Duvarda salınan zaman, Ağlar gözleri yaşlı anam, Derdim ya hani, Gözleri gökyüzümde dolaşan, Gideceksen temelli, Akşam vakti toparlan, Islanıp gelmiş, Bilemezsin, Bir temmuz gecesinde, Adı yadigar kalan.... Acı Budur Sen gittin Her şey yarım kaldı Her şey değişti Kuşlar bile uçmaz oldu Dağlar bile durgun Ne senden haber ne sesin çıkıyor Bu koca dünyada kalmışım yalnız Ne desem değişmiyor Gözyaşlarım dinmiyor Acım geçmiyor Herşeyim gitti Sen gittin Bir yanım ölü Bir yanım kan ağlıyor Ne kaldı ki Bu çile benim Bu keder benim Ölsem ne fark eder Ne bu dünyada benim oldun Ne öbür dünyada benim olursun Her yerde sensizlik Oysa nasıl sevmiştim be Herºeyim dedim Canım dedim Ölürüm dedim Ama gitti Olmadı benim olmadı Benim değil o Kader kısmet derler ya Benim yazım da bu Sensizlik. |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4
![]() ![]() ![]() |
Açık DilekçeGörmediğim bir bambaşka durum var
Sizin şehrin kızlarında savcı bey Yaklaşanı ta yürekten vururlar Kan kokuyor gözlerinde savcı bey Gayeleri gönül kırmak dal gibi Bakışları çifte favül bal gibi Ülkeler fethetmiş bir kral gibi Gurur dolu pozlarında savcı bey Kaş yaparken, göz çıkarır elleri; Çok silahtan tesirlidir dilleri Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri Poyraz eser yüzlerinde savcı bey Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz İlk görüşte avladılar habersiz Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz Kebap oldum közlerinde savcı bey Bölüştüler gönlüm ile aklımı Davacıyım, ara benim hakkımı... Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı? Yorulmayın izlerinde savcı bey. Açık Kalmış Gözlerime Bak Feri çekilmiş çoktan Ama merak edersen yine de En son hayal ettiklerini... Ne bir külah dondurma Ne pırıl pırıl parlayan o kırmızı bisiklet Ne uzun zamandır ayaklarımı sıkanların yerine bir çift pabuç Ne de renk renk balonlar. Oysa yaslanmak isterdim hem anama hem de babama Korkmadan koşmak göz alabildiğine yeşil kırlarda Kuş cıvıltılarının arasında. Koklamak o artık yerinde olmayan erik ağacının, Bu zamanlar açması gereken çiçeklerini. Sonra alıp elime çam kozalağından devemi Sürmek, hayal bu ya, uzağa çok uzağa Öyle bir yere ki Ne çocuklar anasız babasız Ne de geleceklerini yitirmiş Ya da yitirmiş düşlerini. Açık kalmış gözlerime bak Hayallerini yitirmiş çoktan Ama merak edersen yine de. Gözüme düş yerine oturmuş kızıllığa bak. AçıklardaBir ağızdan çalınan düdükler, kalın kalın, Boşlukta tos vuracak nokta arayan çığlık. Koşup, yılanlar gibi üzerinden suların, Arıyor teknemizi oturacak bir sığlık. Omuz omza şahlanan dalgalar, büyük büyük, Bir ses işitip ürkmüş, sürülerle canavar. Gözlerinde kıvılcım, ağızlarında köpük, Birbirinin üstünden atlayıp geliyorlar. Gittikçe boşluklara düşmekteyiz enginde; Arkadaki sahilse, fosfor bir iz halinde, Her ân bir parça daha uzaklaşıyor bizden. Deniz, bu yerde ölüm korkusu kadar derin; Kocaman bir kuş gibi geliyor peşimizden, Ruhu, bu kapkaranlık suda can verenlerin... Acil HastaYoldan geçerken bir araç vurdu savurdu kenara... kırdı hemen her yerini... koştu gören...insafı olanlar imdâda... ele alınacak gibi değildi... bir telaşla...haber verdiler ambulansa... saatler sonra gelebildi ambulanssa… ne doktor…ne hemşire!!?? aklı eren bir kimse yok ambulansta bir şoför…bir sedye sadece!!?? apar topar koydular yaralı kıvranırken acılar içinde...sedyeye…. ambulans zar zor çıkabildi caddeye ve sirenler çalarak nice tehlikelerden sonra yetiştirebildi yaralıyı yarı canlı...hastaneye… acil servis kapısı…ana baba günü!! herkes üzgün… görmek mümkün değil kimsenin güldüğünü… yaralı...çığlıklar atarken ve yalvarırken yardım için… başucuna gelen görevli -kızgın kızgın!!?? bakmadan yaralının haline... aldırmadan çektiklerine... sormaya başladı; sosyal güvencen var mı? sigortalı mısın? Paran var mı? Arkan var mı? Yok deyinince...yaralıyı haşladı!!?? Kimin kimsen yoksa bekleyeceksin sen... -beklemek senin yazgın! sana yardım edemem… edersem eğer!!?? mevzuat beni de yer!? Dedi ve ekledi: Bekle..yorulma beklemekten… hasta kahrolurken inlemekten. Hasta bekledi…bekledi. Kendini kurtaracak yardımseverleri Bir türlü gelmedi… Kan kaybı… dereken kalbi tekledi ve birkaç yardımsever el aldı temelli iyileşen hastayı sükut aracına yükledi… O gün... İğreti...eve benzemeyen bir evde Akşam...babalarını ve yiyecek getirmesini bekleyen başka bekleyenlerde vardı gözleri yollarda... beklediler...beklediler bekledikleri gelmedi her taraf karardı sordular...aradılar gözleri kapıda kulakları seste hiç kimse haber getirmedi ve o eve bir daha sevinç girmedi... Acılar DeniziBen acılar denizinde boğulmuşum işitmem vapur düdüklerini , martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını Bu ne karanlık , bu ne zindan gece böyle Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa Bir deli rüzgar çıksa; alıp ***ürse Yılların içimde bıraktıklarını... Acılara İnat Tüm acılara inat Güneşe köprü kurdum Islak gözbebeklerini yüreğimde kurutmak için Yıldızlara merdiven uzattım Karanlık gecende gözlerinde umut olmak için Yel değirmeni oldum sisli sabahlarda Acılarını yüreğimde öğütüp gülüşlerini görmek için. Söz verdik yarınımıza, yenilmemeliydik katmerleşmiş acılarımıza Kalbimizde gözyaşı ve keder olmuş müptela Nasırlanmış yarınlarımız sanki ezayla cefa İstemem onca sırtımda yük varken neşeyle sefa Bin derdime bir gülüşün yeter oysa. Hadi aç gözlerini hasta yatağında Söz vermiştin bana ve hatırlasana Ben toprak sen ise sevda tohumu Yarınlarımıza ektik ölümsüz sevdayı ve umudu Pes etmeyecektin sinsi acılarımıza Zincirleri kırıp Güneşli sabahlarda elele koşacaktık yarınlarımıza Senle ben çok şey istemedik oysa Geçmişteki acılarımızı kalbimizde unutmak Gözyaşlarına inat delice sevdayı yaşamak. Ağlama sen sevdiceğim; Ben yaşadığın ve yaşayacağın tüm acıları Kıl çuvallarına yükleyip geceden sabaha Sırtımda taşıyıp Güneşli sabahlarda avuçlarımda umutlar bıraktım yatağına Tüm acılara inat Yaşayacağımız güzel yarınlarımız varken Beni sevdanın yetimliğini yaşatma Hadi; aç gözlerini Tut ellerimi delice sarıl bana... Gözyaşlarına inat Küçük mutluluklarında sev beni. Acılarım ve BenSeni sevmek imkansızlaşıyor artık, uzaklara kaçmak geliyor içimden Sana dair hiç bir şey kalmasın istiyorum anılarımda ve bu günümde Yeter artık yalnız kalmak istiyorum..senden kalan acılarımla ve ben Bazen yeni bir ümitle başlıyorum güne.bazense inanıyorum yaşarken öldüğüme Her şey senin eserin, her şey senden hediye acılarım ve ben Bir gün dönüp bakarsan maziye..yıkılan ben kaybeden sen.. Tüm saatler sana kurulu, Tüm hayatım sana tutsak... Yavaş yavaş ölüyorum oysa acılarımla ben... Zaman geçti..güneşlerim battı benim..bir sen kalmıştın işte.. Delicesine, ölürcesine sevdiğim bir tek sen vardın sen Oysa öyle düşler kurmuştum , öyle doğrularım vardı ki benim. Şimdi her şey yalan oldu..seni içime gömdüm..acılarım kaldı bir de BEN __________________ |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4
![]() ![]() ![]() |
Acıların Efendisi Koydum Adımı
Acıların efendisi koydum adımı Zaten başkası olamaz Doğduğumda içten ağlamışım İsyanım sana der gibi feleğe. Acıların efendisi koydum adımı Zaten başkası olamaz Gözlerimizin buluştuğu ana lanet Yüreğime batan bir hançer oldu. Hiç severken acı çekilirmi? Mutluluğun adı sevda iken Hiç ölüm istermi insan Sevdiğiyle aynı havayı solurken. Benim isyanım insanlara Dostum dediğim nankörlere Yüzüme gülüp sırtımdan vuranlara Kendini insan sanan varlıklara. Yenildim biriken dertlere Boğuldum sevda denizinde Sevdam kurtaramadı Hüzün bulutlarına haber saldım. Gidiyorum... Acıların GünüAcıların günü çoktan başladı Ve ben Puslu bir havanın kanlı kucağında, Tek bir kurşunla şafağa nişan alıyorum, Tüm isyanların namlusuna... Acıların KıyısındaÇocuk düşlerimizle bir dünya kurmuştuk Yüreğimizi çevirmiştik güneşe acıların kıyısında oturmuştuk karanlıklar sürdü bizi ateşe Yapraksızdık, güz mevsimiydi vurdular türkümüzü, kırdılar sesimizi Dalgakıran dönemiydi Koyaklar unutmadı adresimizi Sevdasız aşksız kalmıştık umuttu dağların ardı hep büyük hülyalara dalmıştık yanımızda yiğitler vardı Acılarına Kefen Giydirdim Dal dal kuruduğuma aldırma... Sen Islak gözbebeklerime bakıp ağlama... Sen Gözlerinde yaşamaya yemin ettim Acılarına kefenin beyazını giydirdim Yanan dudaklarına ıslak bulutları değdirdim Yaz ortasında üşürsem kederlenme .sen Kaldırımda dizlerimin üzerine yığılırsam üzülme..sen Gözlerinde nefes almaya yemin ettim Gülüşlerini yarınlarımda umut bildim Karanlık geceye bir kalemde gözlerini çizdim Kahverengi gözlerini bulundurmasın acıyla keder Yüreğine baharın esintilerini doldursun kader Sensiz gökkuşağını kelebeklerin sırtına giydirdim Bir gülüşünle ömrüme " ömürler" ekledim Toprağında dört mevsim çiçekler filizlensin Gözbebeğinden al yanağına hiç gözyaşı süzülmesin Gözlerinle hayata umutla bakmaya yemin ettim. Acılı Gecenin BitimindeYaşadığımı işitmek istiyorum Bir ses uzaktan yakından ya da içimden Düşen yaprak örneğin Kağıt hışırtısı olsun Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı Bir inilti derinden Damlayan su Bir elektrik düğmesi çıt diye Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm Her ne olursa olsun bir ses Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı Yaşadığımı görmek istiyorum Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden Sesindeki pırıltıya Gözündeki ışıltıya benzer Bir kibrit çakımı Bir yanıp sönse yeter Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak Ya da gün batımı pembesi dudak Bir yıldırım hızında çizilsin Bir şimşekçe yazılsın karanlığım Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen Bir yıldız parlayıp sönen Dişlerinin aydınlığını İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm Her ne olursa olsun bir ışık AcımSaat geceyi yarıladı Odam ay ışığı loşluğun da Ne hayal ettiysem uzak kalıyor,yıldızlar gibi Özlemler İçimi delik deşik ediyor Yalnızlığın korkunç yüzü ürkütüyor beni Birden karanlık çöküyor Hersey koyulaşıyor Çıkmaz bir sokakta buluyorum kendimi Köreliyor gözlerim Ellerim kelepçede Uzanıpta yakalayamıyorum hiçbir aydınlığı Gozbebeklerimden yeni yeni hüzünler doğuyor Arkam da yüreğime çapa vuranlar Ve pis bunaltısı,ellerime yapışan insan kokularının Bir de yanım da golgem gibi beni terketmeyen puslu kaderim Öyle çaresizim ki Haykırsam duyanım yok Belirsiz seslenişlerin arkasından koşuyorum ..koşuyorum koşuyorum tutunamıyorum Diz boyu balçık her yanım Ben hep kendimle döğüşüyorum Sonun da kendime yenilip teslim oluyorum Oysa ne kadar yitikmişim hayata Bunu şimdi daha iyi anlıyorum Alın goturun beni Çekin ***ürün,kurtarın Gözlerimi irdeleyen uçurum manzarası Şakaklarımı öpen ruzgarın ılık nefesi Mujdeliyor bana umarsızca ölümü Alın ***ürün,çekin beni benden Yoksa boylu boyuna yıkılacağım Yoksa ölümün kırmızılığı ezecek beni.. __________________ |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4
![]() ![]() ![]() |
Acımasız Gerçekler
Yine seni durmadan düşündüğüm bir gündü Düşünmediğim bir an bile yoktu aslında Acaba kavuşabilirmiyim diye düşünüyordum Çok ama çok geçti biliyordum Ben yinede durmadan düşünüyordum Bir çözümü olmalıydı sana kavuşmanın Fakat bir çözümünü bulamıyordum Olumsuzluklara rağmen tek dayanağım sendin Aynı gün ilerleyen saatlerin birinde Senden bir haber duydum ve yıkıldım Düğünün varmış davet ediyorsun Yetmezmiş gibi beni yok sayıyordun Anladım ki meğer ben hiç olmamışım Sende bir yer bulamamışım O kadar rahat davrandın ki Ben hayatında hiç olmamışım gibi Sensizliğin ateşi bağrıma kadar işlemişken Hayatım alt üst olmuşken Yaşadığımı bile hiç hissetmezken Hayatından şimdi mutlumusun Ben umutluydum senden Umutla yaşanmıyormuş bu hayatta Sayende iyice kazıdım beynime Ne söylediysem inanmadın İnat edercesine gülüp geçtin Sana kaç kez geldim Bir kez olsun bile ağzını açmadın Meğer sen hiç gelmemişsin ki bana Umudum sevdiğim değilsin artık Ben de seni hayatıma karşıma Çıkmamış tanımamış sayıyorum Ne çok yanılmışım meğer Boşu boşuna güvenmişim sana İstediğin olduğu artık sonunda Öldürdün beni Kına yak. BabaBir çınar dı karşımdaydı Baktım yıkılıyor Uzandım tuttum Düşüyordu Bir şey yapamadım kucağımdaydı sıcaktı Kuş oldu kanatlandı Kayboldu Bir şey yapamadım Bakakaldım ağladım Dağ dı yok oldu Soğumuştu Babamdı Baba Benle evlat sevgisine tattın Benle birlikte bir daha doğdun O minik kalbim attıkça Senin kalbinde benim kadar atıyordu Hasta olunca geceler başımda beklerdin Gizlice her gece gelip beni öperdin Ama yıllar geçti bugün ben evleniyorum Senin o biricik o küçük kızın evleniyor Meğer senden ayrılmak ne kadar zormuş İçimden bir fırtına kopuyor Ben gidiyorum baba Hakkını helal et Kızın evleniyor bugün. Baba Benle evlat sevgisine tattın Benle birlikte bir daha doğdun O minik kalbim attıkça Senin kalbinde benim kadar atıyordu Hasta olunca geceler başımda beklerdin Gizlice her gece gelip beni öperdin Ama yıllar geçti bugün ben evleniyorum Senin o biricik o küçük kızın evleniyor Meğer senden ayrılmak ne kadar zormuş İçimden bir fırtına kopuyor Ben gidiyorum baba Hakkını helal et Kızın evleniyor bugün. Babakale’de Bir Çeşmeyim! Babakale’de bir çeşmeyim Unuttum bir asır mı Yoksa daha mı fazla yaşım Yalçın kayalıklardan söküldü Taşındı, örüldü taşım Kaç alın teri döküldü kucağıma Kaç bin dile değdi suyum Kurda kuşa yem oldum Yerliyi yabancıyı yudum Genç kızların sinesine benzer Çıktığım, geldiğim kuyum Evine ekmek taşıyan Okulundan gelen çocuk Parasını denizde bulan balıkçı Ağlara takılan balık Yerlisi yabancısı Dostu, düşmanı doyurdu soğuk suyum Kaç zamandır kimse gelmez başıma Yıllar oldu kurudu suyum Yine içimde umut Beklerim tek başıma liman önünde Belki bir gün Bir başka sevgilinin koynunda olurum... Babakale’nin dağlarında bir türküyüm Rüzgarla birlikte anılır adım Her yürekte doğarım mutlaka Kah ana olurum, kah çocuk Bazen de bir sevdalıya tercüman olurum Hiç bitmeyen rüzgar olurum Limana savrulan dalga olurum Sevda olurum Ümit olurum Hasret olur, vuslat olurum Herkesin dilinde bülbül olurum Bazen gelin alayı Tepsi tepsi pirinç böreği Davul olurum, zurna olurum Nefes olurum Bazen bir yudum rakı olurum... Sırtımı vermişim dağına Bir yanım zeytin kokusu Bir yanım çam korusu Tepelerden aşağı Ev olurum, iş olurum, aş olurum Ellerim liman olur Sarıp sarmalarım mavilikleri Karşıda Midilli olurum Burada ben olurum Orada sen olurum Arada kardeş olurum Bir yanım sirtaki oynar Dağlarda efe olurum Her yanı türkü dokurum.... Cunda ile Ayvalık arası Sabahta güneş olurum Yeni bir gün olurum Ümit olurum Isıtırım hasretlik çekenleri Sevda olurum Yedi iklime can olurum Toprağa arkadaş olurum Ağaca dal olurum Zeytin olurum, yağ olurum Buğday olur, un olurum Sebze olurum, ekmek olurum, aş olurum Yerde karınca olurum Sen olurum, ben olurum.... Akliman’da kum olurum Sarı olurum, beyaz olurum, bal olurum Denizde dalga olurum Tuz olurum Balık olurum, derya olurum Teknelere sevdalı olurum Ağ olurum, umut olurum Düğün olur, çeyiz olurum Genç olurum, yaşlı olurum Önce de insan olurum Mavi olurum, yeşil olurum Su olur, taş olurum Et olur, süt olur, hayat olurum Tüy olurum, tel olurum Yel olurum.... Kaz dağında selvi olurum Hava olurum, taş olurum Renklerden renk olurum Kanat olur, kuş olurum Pamuk pamuk bulut olurum Şimşek olurum, kar olurum Gökteki yıldız olurum Ondördünde ay olurum Akdeniz olurum Karadeniz olurum Ayancık, Sinop olurum Anadolu, Rumeli, Türkiye olurum Al olurum, bayrak olurum Ben olurum..... |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4
![]() ![]() ![]() |
Babalar Günü
Bugün yine babalar günü Baba hiç görmedi ki güldüğünü Bir gün duyarsınız öldüğünü İşte o zaman olur babalar günü Senede bir gün anmak yetmiyor Nesil böyle gelmiş böyle gidiyor Bayramlarda bile elini öpmüyor Sen bunamı diyorsun babalar günü Bir gün onlarda baba olacak Babanın önemini anlayacak Babasını arasada bulamayacak Onlar için olacak kıyamet günü. Babam Uzaklarda da olsa insanın sevdikleri Ona, yüreği kadar yakındır Gülüp oynasa bile ara sıra Acısı hep içinde saklıdır. İnsanın sevdiği uzaklardaysa Bir fırsatını bulur, ona gelir Öper-okşar ellerini Dizlerine kapanır Bir kez görmek Bir kez sarılıvermek ellerine Ona teselli verir. Şimdi öyle uzaklardasın ki Ne bir yol var sana ulaşan Ne mektup, ne telefon. Gemiler yol almaz o denizlerde Uçakların kanatları yetmez Kuşlar bile bilmez bu yolu Gül kokuları erişemez. Seninle aramızda Şimdi uçsuz-bucaksız sonsuz. Yalnızca seni bana getiren İçimde duyduğum Beni yoktan var eden sevgin. Her geçen gün Sevgilerle örülür hasretin!... Bağdat Türküsü Hastahane koridorlarında ağlayan Ve yeni solmuş bir gülün adıdır; zeynep, Karanlığa inat binlerce yıldızların, Bağdat’a doğan gecenin adıdır; zeynep.. Yıkılmış kentlerin dili yoktur, bilirim… Sevgiyle harmanlanmış dostluklar nerede! Martın yirmisinde denize hüzün akar, Mavinin türküsünü söyleyenler nerede! Necef’te, basra’da yaraları kim sarar.. Anlaşılan medeniyet tarihte kalmış.. Dünyaca şanlı iki zalimin elinden, Muharrem ayı şu ırak’a haram oldu, Yüreklerde acılar şimdi çok derinden, Şehirlerde talan, minik eller kan oldu, Mazlumlarda ah, mazlumlarda şimdi figan… Yaralı bağdat; bir kralın sürgün evi..! Dünya tarihi on dört asırdan bu yana, Dini bir milletleri, hiç ayrı görmedi, En içli güfteler bağdat’lı analarda: “Gidip gelmeyecek, dönüp görmeyecekler…! ” Zeynep, sabah olmasını beklemektedir, En hüzünlü dualar da gece dökülür… Maveradan melekler gülümsemektedir, Ve soysuz bir saltanat tarihe gömülür, Zalime sürgün, mazluma bir cihan düşer… Sokak başlarında koşan sonra da gülen, Ve hiç solmayan bir gülün adıdır; zeynep.. En karanlık gecenin sabahına doğan, Üstümüzdeki güneşin adıdır; zeynep, Bir notanın son durağıdır; zeynep, zeynep… Savaşlara ceza verebilseydim eğer, Ebediyen mutluluğa mahkum ederdim. BağdatBağdat duman olmuş tüter Bombalarla kan içinde Yarim asker olmuş gider Amerikanın emrinde Vatan millet dedik durduk Ülkemizin her yerinde Bu günlerde asker olduk Zalim düşmanlar önünde Ruhumuz kararıp coştu Anaların hür gönlünde Komşu bizlerle buluştu Düşman askeri önünde |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4
![]() ![]() ![]() |
Bağırmak İstiyorum
Sokulmak istiyorum kollarına Bir gitar sesi ile Gecenin karanlığında Boşalan ellerimin teri soğumadan Beni bırakma diye Bağırmak istiyorum. Koşmak istiyorum şehrin sokaklarında Ansızın durup gözü yaşlı Vitrin camlarından yıldızlara bakıp Bağırmak istiyorum. Sıyrılmak istiyorum Kalabalığında şehrin Beni terk edip gittin ya Hayatımda ilk defa Yorganıma sarılarak Defolun diye. Düşlerime bağırmak istiyorum BağışlaYa zamanından çok erken gelirim Dünyaya geldiğim gibi Ya zamanından çok geç Seni bu yaşta sevdiğim gibi Mutluluğa hep geç kalırım Hep erken giderim mutsuzluğa Ya her şey bitmiştir çoktan Ya hiçbir şey başlamamış Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın Ölüme erken sevgiye geç Yine gecikmişim bağışla sevgilim Seviye on kala ölüme beş BağlıBeni öyle bir yalana inandır ki, Ömrümce sürsün doğruluğu |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4
![]() ![]() ![]() |
BahaneArama hayatın cilvesinde bahane.
Benim gönlüm serseri ise sana ne. Ben gezerim meyhane birane, Sen bilmezsin serserilik ne şahane. Aldanırlar bize o gözle bakanlar, Bizlerizdir bu alemde en mutlu olanlar. Belki bir gün karşılaşırız? Sen efendi kocanın kollarında, Bense sersefilim hala. BahaneEsti geçti bende kavak yelleri Esiyor hala senin başın da Özlemin sensizliğe boğuldu Gönlüm deniz,gönlüm yayla Ne sen bana sevdalı Ne de ben sana deli divane Avuttuk kendimizi İşte hepsi bu,hepsi bahane __________________ |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4
![]() ![]() ![]() |
BaharNe olduğu belirsiz bir bahar kendini gösteriyor yine
utanarak... ve ben bildiğim bütün duaları okuyarak kaçıyorum baharın aşk sarhoşluğundan. göğüslerinden süt damlıyor çiçeklerin, sevdaya kesiyor mevsim. ağaçların ıslak saçları ele veriyor mevsimin şehvetini kadın kokuyor toprak. sipariş vermeden usulca kapıyı çalıyor aşk. AÇIK DİLEKÇE (15439 Hit) Görmediğim bir bambaşka durum var Sizin şehrin kızlarında savcı bey Yaklaşanı ta yürekten vururlar Kan kokuyor gözlerinde savcı bey Gayeleri gönül kırmak dal gibi Bakışları çifte favül bal gibi Ülkeler fethetmiş bir kral gibi Gurur dolu pozlarında savcı bey Kaş yaparken, göz çıkarır elleri; Çok silahtan tesirlidir dilleri Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri Poyraz eser yüzlerinde savcı bey Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz İlk görüşte avladılar habersiz Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz Kebap oldum közlerinde savcı bey Bölüştüler gönlüm ile aklımı Davacıyım, ara benim hakkımı... Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı? Yorulmayım izlerinde savcı bey ALIŞKANLIK (8776 Hit) Bu kirli düzenin düzenbazları Azrail'e rüşvet vermeyi dener Ölünce dünyanın en kurnazları Torpille cennete girmeyi dener ANADOLU GEZİSİ (6209 Hit) -1- Ter kokuyordu Çukurova tarlaları Irgat Türküleri duyuluyordu uzaktan Ekin biçiyordu yalınayak köy kızları Elleri kabarıyordu oraktan. Gökbelen dağlarına yağmur yağıyordu; Yetimler mahallesinde bir çocuk ağlıyordu -2- Kan kokuyordu doğunun çimenli yayları; Silah sesleri geliyordu Şırnak'tan. Oğulsuz koymuşlardı ak saçlı anaları; Tütünler tedirgin olmuştu ocaktan. Cilo dağlarında kamalaklar üşüyordu; Garipler köyünde bir gelin düşünüyordu -3- Yosun kokuyordu Karadeniz'in mavnaları; Yırtık havalar döküyordu parmaktan. Bıçak gibi bir soğuk biçiyordu baharı; Dal boylu gençler gidiyordu bıçaktan. Ilgaz dağlarında kurtlar uluyordu. Bekarlar kahvesinde bir adam uyuyordu. -4- Şehvet kokuyordu Ege'nin bereketli ovaları; Taze bedenler soyuluyordu ahlaktan. Tedirgin etmişlerdi bizim havaları; Yadırgı seleri geliyor plaktan. Çatalkaya dağında kartallar dönüyordu; Bir nesil yaşıyor, bir tarih ölüyordu. AYIP (9534 Hit) Kara gözlüm bu ayrılık yetişir, İki gözüm pınar oldu gel gayrı. Elim değse akan sular tutuşur İçim dışım yanar oldu gel gayrı. Ayların sırtında yıllar taşındı, Sanma ki garibi eller düşündü. Bebekler evlendi,yollar aşındı Kozalaklar çınar oldu gel gayrı. Hesap et sen,gurbet ile Otuz ay tutuldu kolay mı dile? Hapisler,sürgünler,esirler bile Sılasına döner oldu gel gayrı. Gönlüm sende,gözüm yollarda durdu, Saat isyan etti,takvim kudurdu. Hasret hançerini bağrıma vurdu yüreciğim kanar oldu gel gayrı. Emeği boşadır yuvasız kuşun... Nerdeyse toprağa değecek başın. Beni düşünmezsen kendini düşün Herkes seni kınar oldu gel gayrı. AYNALARIN ÖTESİ (12899 Hit) Her ne kusur varsa geçen zamanda; Suçsuzdur aynalar, ela gözlü yar Mecnunlar Mevla'yı bulursa canda, El olur Leylalar ela gözlü yar Güzel açar güzelliğin sergisin Gün ağartır kara saçın örgüsün... Muhabbet faslında ölüm türküsün Kim söyler, kim çalar ela gözlü yar Estikçe iş çıkar işin içinde; Gençliğin hasret yer sevda göçünde Bilmez misin, dört mevsimin üçünde Kar olur yaylalar, ela gözlü yar Alı al, yeşili yeşilde ara; Ahirete gider kalbdeki yara... Ne yapsan bir daha çıkmaz dallara, Dökülen ayvalar ela gözlü yar Vakit dolar, nakit biter kasanda... Sevda bir kitaptır gönül masanda; Okusan da olur, okumasan da... Kapanır sayfalar ela gözlü yar AYNANIN İKİ YÜZÜ (5581 Hit) Bir zirvede habire şiştikçe şişene bak Bir tabanda her adım yıkılıp düşene bak Bir ülke yansa bile yan gelip yatanlara Bir yangın söndürmeye çarıksız koşana bak. AYRILIK HAVASI (7759 Hit) Ben nefret eyledim sizin gerçekten Yalanı severim, yalanı gayrı Tiksindim bülbülden, gülden çiçekten Yılanı severim, yılanı gayrı Yıllarca boş yere canımı sıktım Nihayet yol buldum çığırdan çıktım Beyden efendiden sayından bıktım Ulanı severim ulanı gayrı Sapıtmış bu diye beni yeriniz Hakkımda bin türlü hüküm veriniz Omuzumda yüktür dirileriniz Öleni severim öleni gayrı BALABANIM (5495 Hit) Geldi gönderdiğin şiirden mektup Arada bir böyle yaz Balaban'ım Zaman siciminin ucundan tutup Bazen bağla, bazen çöz Balaban'ım Fikir gölü derinleşir girdikçe Dostluk gülü gümrah açar derdikçe Sıhhat, zaman, mekan, imkan verdikçe Cevapsız bırakmam, söz Balaban'ım Ahval-i aleme kafayı takma Allah Kerim, sabrı elden bırakma İlmi düstur eyle, imanı sakla Gayrisi savrulan toz Balaban'ım Huzur içte gerek, kabukta değil Vuslat acelede, çabukta değil Akıl da baştadır, topukta değil Çile yemekteki tuz Balaban'ım Ahlakı, töreyi kenara atan Dine 'Afyon' diyen, vatanı satan Müslüman olamaz, Türk değil zaten Dayanmaz görmeye göz Balaban'ım Demişler ya 'Kuvvet birlikten doğar' Kar, yağmur zamanı gelince yağar Nasihatım o ki dinlersen eğer İşaret 'ben' değil 'Biz' Balaban'ım Çevremizi saran türlü ihanet Gün geçtikçe görünüyor daha net Başlangıçta bilmek değil kehanet Bağrımıza girmiş köz Balaban'ım Zaman geldi esir olduk maddeye Zaman geldi hasır olduk caddeye Zaman geldi küsur olduk şetteye Daha bunlar bize az Balaban'ım Dört yanımı gurbet yazmış kaderim Dosttan mektup gelir, biter kederim Gözlerinden öper, selam ederim Aydınlık günlerde gez Balaban'ım Daha Ne Kadar Sürecek Bu Kaçışlaryine nazlarda yine kaçışlardasın kaç bakalım daha ne kadar sürecek bu kaçışlar... ne zaman sussam ve ne zaman kötü olsam sanki hiç sevmiyormuş gibi sanki tanımadığın biriymişim gibi umursamaz ve rahat tavrınla deli edercesine beni kaç bakalım daha ne kadar sürecek bu kaçışlar... oysa ben kararımı vermişken tam gidecekken gitme diyen sen sensiz ne ederim diyen sonra yine kaçıp giden kaç bakalım daha ne kadar sürecek bu kaçışlar... sarsa bedenimi kordan geceler titretse ruhumu,eritse düşünceler duymasam sesini kahrolsam çıldırsam alamasam senden bir haber kaçma artık yeter kaçtıkça herşey biter sus ağlama,bağırma öyle hem kızmada gitmem gerekiyor bakma yüzüme öyle sadece sus,bu bana yeter bir kelime bile konuşma ne sesin duymak isterim ne görmek yüzünü sakın ümitlenme artık dönmem geri yasta tutma arkamdan tek bildiğin şeyi yap yine hadi kaç sen kaçtıkça yürek dolusu sevgiler uğruna serilmiş ömürler bir bir kaçıp giderler kalplerinde sana yer verdiler hani şimdi nerdeler diye sorma sakın şimdi onlar çok uzaktalar geride bir sen birde vicdanını bırakarak kaçıp gittiler hadi şimdide kaç göreyim seni hadi kaç ey sevgili vicdanından da kaç göreyim seni dememişmiydim sana daha ne kadar sürecek bu kaçışlar Daha Ne Kadar Sürecek Bu Kaçışlaryine nazlarda yine kaçışlardasın kaç bakalım daha ne kadar sürecek bu kaçışlar... ne zaman sussam ve ne zaman kötü olsam sanki hiç sevmiyormuş gibi sanki tanımadığın biriymişim gibi umursamaz ve rahat tavrınla deli edercesine beni kaç bakalım daha ne kadar sürecek bu kaçışlar... oysa ben kararımı vermişken tam gidecekken gitme diyen sen sensiz ne ederim diyen sonra yine kaçıp giden kaç bakalım daha ne kadar sürecek bu kaçışlar... sarsa bedenimi kordan geceler titretse ruhumu,eritse düşünceler duymasam sesini kahrolsam çıldırsam alamasam senden bir haber kaçma artık yeter kaçtıkça herşey biter sus ağlama,bağırma öyle hem kızmada gitmem gerekiyor bakma yüzüme öyle sadece sus,bu bana yeter bir kelime bile konuşma ne sesin duymak isterim ne görmek yüzünü sakın ümitlenme artık dönmem geri yasta tutma arkamdan tek bildiğin şeyi yap yine hadi kaç sen kaçtıkça yürek dolusu sevgiler uğruna serilmiş ömürler bir bir kaçıp giderler kalplerinde sana yer verdiler hani şimdi nerdeler diye sorma sakın şimdi onlar çok uzaktalar geride bir sen birde vicdanını bırakarak kaçıp gittiler hadi şimdide kaç göreyim seni hadi kaç ey sevgili vicdanından da kaç göreyim seni dememişmiydim sana daha ne kadar sürecek bu kaçışlar Daha Ne Kadar Sürecek Bu Kaçışlaryine nazlarda yine kaçışlardasın kaç bakalım daha ne kadar sürecek bu kaçışlar... ne zaman sussam ve ne zaman kötü olsam sanki hiç sevmiyormuş gibi sanki tanımadığın biriymişim gibi umursamaz ve rahat tavrınla deli edercesine beni kaç bakalım daha ne kadar sürecek bu kaçışlar... oysa ben kararımı vermişken tam gidecekken gitme diyen sen sensiz ne ederim diyen sonra yine kaçıp giden kaç bakalım daha ne kadar sürecek bu kaçışlar... sarsa bedenimi kordan geceler titretse ruhumu,eritse düşünceler duymasam sesini kahrolsam çıldırsam alamasam senden bir haber kaçma artık yeter kaçtıkça herşey biter sus ağlama,bağırma öyle hem kızmada gitmem gerekiyor bakma yüzüme öyle sadece sus,bu bana yeter bir kelime bile konuşma ne sesin duymak isterim ne görmek yüzünü sakın ümitlenme artık dönmem geri yasta tutma arkamdan tek bildiğin şeyi yap yine hadi kaç sen kaçtıkça yürek dolusu sevgiler uğruna serilmiş ömürler bir bir kaçıp giderler kalplerinde sana yer verdiler hani şimdi nerdeler diye sorma sakın şimdi onlar çok uzaktalar geride bir sen birde vicdanını bırakarak kaçıp gittiler hadi şimdide kaç göreyim seni hadi kaç ey sevgili vicdanından da kaç göreyim seni dememişmiydim sana daha ne kadar sürecek bu kaçışlar Daha Nice ZaferlereKimleri sevdim ? Hatırlamıyorum...... Kimlere,"Seni Seviyorum !" dedim de, Bir "Seni Seviyorum !" diyenim olmadı ömrümde . Namlusu kırık bir gül ile , Mermisi yitik bir karanfil kaldı ellerimde . Üçüncü Dünya Savaşı görülmemiş şu zavalı alemde , Ben ki , Bilmem kaç Yüzüncü kalleşin hazin mazisi ... Ben ki , Bilmem kaç Yüzüncü savaşın cesur gazisi ... Daha nice zaferlere , Daha nice zaferlere .... Daha UsTaş atar aylara günlere gezegenlerden o, Avuçlarında en bağnaz inanış, soyunuk. Ver sen bir ölçek, bir ölçek daha, bin yıl ötesinden, Aç gömüleri Dara'nın soyunuk. Emmez ki bebe, dolmaz ki bebenin annesi, Nice emse emdirse, anlam soyunuk. Bir kurt ulumaz, ama kılları delice büyür, Bakımsız ormanlara, mağaralara, soyunuk. Yetmiyor, yetmiyor bana bu yeryüzü yalnızlığı, Burda bütün sevdiklerim soyunuk. Daha Yaşanacak Çok Güzellikler VarÖlümden korkma Ardında pişmanlıklar yoksa Arkanda yarım kalan işler Kırık kalpler bıraktıysan Haklısın üzülmekte ölüme Korktuğum ölüm değil asla Kapının vakitsiz çalınması Tanyeri ağaranda Güneşin batması Sevgili dost Bilirim meşgulsün Alacağın çok can var Var sen biraz daha oyalan yine de Gidecek değilim bir yerlere Buradayım Lakin Daha yaşanacak çok güzellikler var. Dahası Var mı?Gülü kıymet bilen dersin demişsin, Dermişim, dermişim dahası var mı?.. Derebilen gönül versin demişsin, Vermişim, vermişim dahası var mı?.. Ne vardı bilmem o gün üzerinde, Görür görmez akıl koymadın bende, Güzellik adına her şeyi sende, Görmüşüm, görmüşüm dahası var mı?.. Durmasan, çağlasan hep aksan bile, Deli gönlüme bir tuzaksan bile, Hatta ne bileyim yasaksan bile, Sevmişim, sevmişim dahası var mı?.. Sevgime saygı da katmış özümden, Sakınmıştım seni iki gözümden, Ne ettiğim yemin ne de sözümden, Dönmüşüm, dönmüşüm dahası var mı?.. Gizlemen anlamsız bunu erinden, Biliyorum sende sevdin derinden, Gönül kafesine en zor yerinden, Girmişim, girmişim dahası var mı?.. Çağırmamış olsan, demesen de gel, Alır ***ürürdü beni esen yel, Kaç kez ellerimle zülfünü tel, tel, Örmüşüm, örmüşüm dahası var mı?.. Bire beş katıp da saydıklarına, Kulak asma sakın duyduklarına, Varımı yoğumu ayaklarına, Sermişim, sermişim dahası var mı?.. El alem yatarken kış uykusunda, Yol aldım ben sevgi okyanusunda, Lafın özü şu ki; aşk hususunda, Ermişim, ermişim dahası var mı?.. Cenneti gösterdin yemeği yerken, Ardından cehennem, demedin erken, Sayende, sayende daha yaşarken, Ölmüşüm, ölmüşüm dahası var mı?..[ __________________ |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4
![]() ![]() ![]() |
Daima Sen
Seni saran ellerimi, Başka eller tutsa da! Sana bakan gözlerim, Yaşlarla dolsa da. Sevginle çarpan yüreğim Paramparça olsa da Aklımda daima sen olacaksın Yıllar sensiz geçse de, Anılar köreltse de Ömrüm bitip tükense de Bil ki sevgilim son nefesimde bile Kalbimde Daima sen olacaksın... DalDağ uzanı gökyüzüne, Ölüler karanlığa uzanı. Nerelerden nerelere varır yaşamak, Acıdan, iğde sarılığından, düşünüden uzanı. Sever misin, öpüler ardı boş, İşte bıraktığı güzelin, bir çirkin uzanı. Yankılar, gezegenlerden ağrı gelip gider, Başı kopmuş gök mamurlarından bir uzanı. Uzandığımız, belki de bu gece, belki de bu yatakta En bilinmeze uzanı. Dalarken Gözlerine( içimde bulutsun , bu yürek seni nasıl unutsun... ??) bir bulut sandım seni bu da yağar gider demiştim nerden bilecektim kirpiklerimden döküleceğini razıyım ya gözümün önünde gökyüzünde kal ya beni de ***ür bu özlemi uyutamıyorum yine gölgen üstüme yürüdü özlem dolu dolaşmalarım ondan ömrümden uzun olsa da bu aşk her gece sensiz gece aysız doğmazken bu sevginin işkencesine katlanarak yaşıyorum her gün çürürken özleminde ölüm bile hoş gelir sensizlik artık zehir gibi seni senden istiyorum bak kapadım gözlerimi düşlerime düşersin diye bir başka yaşamaktayım bir başka ölürken gel vefasız olma bu mahsun sevgime karşı istemem sen dışında kimse gelmesin yanıma görmek istemem kimseyi dalarken gözlerine __________________ |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
![]() Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4
![]() ![]() ![]() |
Suya yazıyorum artık gülüşlerimi,
Gözyaşlarımı dağ yamaçlarındaki kaya parçalarına, Yüreğim doğmamış bir serçe kanadında... Baharı bekliyorum bir cemre telaşında... Birinci cemre suya, Gülüşlerim ısınacak! İkinci cemre toprağa, Gözyaşlarım susacak! Üçüncü cemre tabi ki havaya, Yüreğim serçe olup kanatlanacak! Aşk! Bahar oldum, Cemre beklerim! Su gibi akıp giden gülüşlerimle, Mıh gibi kazınıp kalan gözyaşlarımla, Ve doğmamış bir serçe kadar uçmaya acemi yüreğimle! Gel beni bin yıllık kışımdan, Baharındaki cemrelerinle uyandır artık! Ey aşk! Bahar Sevdalarında Üşürsünsönen bir ufkun aydınlığında beyaz sevda esintileri gelirken yüreğine, son vapurun kalkacağı rıhtımda,görmeden sevda güneşini, gidecekmisin sen. seni görmek için gelirim istersen,son kez sana sevda pınarlarından, bana ancak benden çok sen yetersin,anlarsan eger yüregimin avuçlarında. sevdanın her hecesi aşktır bana,ismine sevgiler yazıldı, ölümü olmayan, kirpiklerim örtsede gözlerimi,vuram vuram yıllar gelir,usanmaz beklerim seni. bahar sevdalarında sevdamla üşürsün bedenin titrer,bensizliğe sarılırken, ağıtlarımı koynumda gizledim,ağladığımı görme sakın,hüzün akşamlarında..... Bahar Ve Sen Ne Zaman Seni Düşünsem Ala Bir Ceylan Dolaşır Kırlarda Ağaçlar En Güzel Yemişlerini Verir Kuşlar Cıvıldar Dallarda Ne Zaman Seni; O Gülen Gözlerini Düşünsem Al Bir Güneşdir Doğar İçimde Umut Ekinleri Büyür Sevda Rüzgarları Eser Gönlümde... Kelebekler Konar Ellerime... Ne Zaman Seni Düşünsem Kekik Kokulu Yarim, Bir Bahardır Kaplar Benliğimi Havaya Aşk Kokusu Dolar Alır ***ürür Sana Yüreğimi Bahara Az KaldıDöndüm işte geriye Ne elim başkasına değdi Ne dudağım başkasını öptü Başka biriyle göz göze bile gelmedim Ara sokaklarda senden başka kaçamağım olmadı Döndüm işte geriye Ben yine aynı ben Biraz boyum uzadı Çok az kilo aldım Kemanımın telleri kırıldı Akordu bozuldu Şarkı söyleyemedim sen yokken Kimse bana eşlik etmedi Zaten yazdığım şarkıları da senden başkası bilmiyor Sen giderken yazdığım şarkı yarıda kaldı Seni düşünmekten devam bile edemedim Tek düşündüğüm sensizken ben Dedim ya döndüm artık Şarkılarım senden yana Aşkı özledim sensiz Vazgeçilmez alışkanlığım Çok şükür geçti artık Bırakalım her şeyi Unutalım Boş verelim olup biteni Anladım senden başkası yar olmaz bana Düğünümüz olsun bahara Gidelim uzaklara Bir evimiz olsun Bir de küçük bebeğimiz Bahçede de güllerimiz Ben işe gideyim Sen evde beni bekle Hayat sürsün böylece Ne yerimizi bilen olsun Ne sesimizi duyan İkinci bahara az kaldı Yapraklar dökülmeyecek Kuşlar gitmeyecek Geriye döndüm artık Seninleyim Kalbim seninle Acılar hiç dönmeyecek Sevinç çığlıkları yükselecek Bu rüya bitmeyecek Masal sürekli devam edecek Seninleyim artık Kavuştum Allah’a şükür Bahara SelamBir Bahar sabahı uyandığımda Kuşların cıvıltısı ile canlanıverdim Tabiatın dirilişi,güneşin kızıl ışıkları Can veriyordu sanki kıraç topraklara Tomurcukları henüz açmamış çiçekler Sevinçten yüzüme gülüyorlardı sanki Yaşama merhaba diyen menekşeler Toprak kokan çimenlerde gizleniyordu Bir bahar akşamı ise gün batımında Güneş elveda derken bulutlar arasından Mehtap ve yıldızlara seni sordum Ama gözlerim boşlukta kaldı kutup yıldızında Her ilkbahar gelişinde seni görürüm Sanki sarı papatyalar arasında ararım seni O zaman dalarım yine mevsimlere boş ve uzunca Kardelen çiçeğine elveda derken,bahara selam derim. Baharı Sana Bırakıyorumta uzaklardan tarihin öte yakasından geldim adıma güneşin çocuğu dediler aydınlıklar döşedim yoluna bulutlardan hüzünler yüklendim zulana bıraktım mutluluğu mevsimlerden hazanı yüklendim baharı sana bıraktım geçerken sevda denizinden patikalarında konakladım yaşamın yine de uslanmadım zulmün gözüne batarken sevdalar nakışladım gülüşüne ve yürürken uçurumlardan kanım düştü toprağa yine de uslanmadım cemreler düşerken mevsime bahçene güller ektim Baharın Desenleri Ağaçtaki kırağılar dökülüyor Almus’tan yamaçlara Kuşlar uçuşuyor bir anda ses katmak için bahara Derenin buzulları çözülmeye başladı ertesi ertesine su şarıl şırıl sesleri desenliyor canlılığa Tepe de, çocuklar ve yine kuş cıvıltıları öfkesinde Gökyüzü berrak ve lekesiz Tokat’ın eteklerinde Gelinlik giymiş bir gelincik tabiat şahlığında Hepside boy verdi tabiatın ilk irkiliş canlılığında Biraz solumda karınca katarları Hızır gibiler Mizgin'liyorlar bize çalışanların kazanacağını Biraz sağımda tembeller uykuda hala Uyanmadılar onlar... Kaybetmeye hazır Nazır gibiler Kimileri daha kapanık Ağustos böceğini oynuyorlar Tıpkı ağaçtan kopuk Çürümeye mahkûm kavuklardalar İş’e yaramayan anlarla kuytulukları Küflenmiş yaprakların dibinde Uzun ölümlere yolculuk seçmişler Kesilen bir ağacın kütüğünde Bin Dersim çiçeğidir, Tohum dökerek irkilenler... Bir babacan yürek ansız, hesapsız ve kaygısız Er gibi doğacak, bir can misali pultusuz Namusluca toprağa düşerken Gökyüzünün berrak ve lekesiz şahitliğinde Almus'ta haykırabilmek var yine de... Yüreği gelinlik giymiş tabiat ana’nın Kollarında kan-revan içinde, Gidebilmek yine de... Baharla Dağlardan kalkan kar Dağlara çekilen kuşlar Umurumdadır. Yediveren güldür gövdemde hayat Kırk çiçek açan duvar önü yastadır Kış mevsimi Evin içinde küstüm çiçeği rahat Bin nazla koklatır kendini. Gizlisinde ateş yakan avcının Hayra yorulmaz düşü Cevahir ömrü çürütemez zindanda Zor ölümlü zorba saltanat İşkence olur insana Sevdasız geçen her gündönümü. Yaşanılası ve Ferhat Bir düğün kurulur dağlarda Çiçek alaylı gelin Bahçe kapısından girerken Yüz görümlük sevinç ister Düş arsızı beton evden Gülümse gülüm zamanıdır Koy saksıları bahçeye Karşılasın iki mevsim arası sevdayı kalbin Pencereni aç avunmaz türkülere. Yine gelir Bahar Uçurumda eriyen kar Can verdiği nehre akar. Bahtim Utansin BahtimYürü yüregim yaya Gir dertlerle siraya Derman çare degildir Içinde ki yaraya Kim ne derse inanma Zaman ilaçtir sanma Çaresiz çekeceksin Dayan ya da dayanma Yikildi gönül tahtim Böyle degildi ahtim Kime ne diyeyim ki Bahtim utansin bahtim Eri yüregim eri Giden döner mi geri Ellere vatan oldu Senin gönlünün yeri Kimseyi bosa anma Günes dogacak sanma Bu is burada bitti Ister yan ister yanma Neylesin ki hayatim Hayatla bitti dansim Beni bu hale koyan Sansim utansin sansim Bak Bir Kendine Sende yaz okuyalım beni kınama Yazamıyorsan başkalarını sınama Küfürle ne geçecek etsen de anama Aynada görme kendini boşluklar şahı Baksana neler gelir başına alırsan ahı Gel bana bir gün anlarsın doğruyu hakkı Ruhsuz insana şiir okunmaz ne anlar Gül menekşe neymiş ki odundan anlar Ona bu laf oturdu hamurdan iyi anlar Eleştirmekle ne geçiyor ellerine dürtte uyandır Aşk ateşi desem aklına gelir döner kebap tandır Kabadayı sanmayın gelemez karşıma nadandır. Bak Benim Halim Budur Gözlerim görmesin seni bir daha, Dilim söylemesin adı'nı defalarca; Adı'nı çıkarmak istiyorum aklımdan, Gözleri'ni silmek istiyorum gözlerimden, Sevda'mı söküp atmak istiyorum kalbi'mden, Sence yapabilir miyim? Bu dediklerimi; Sence unutabilir miyim? Seni, Hayır, unutamam ben seni, Adı'nı aklımdan, Gözleri'ni gözümden, Sevda'mı yüreğimden çıkarıp atamam asla… Bak Bir Hayat Kayıyor İşte şimdi bitti... Artık bitti. Gerçekten. Yani bitmeli. Tam on yıl sonra anladım, Bitmesi gerektiğini. Beklemiştim... Belki seversin diye Sevdin; Öyle mi? Ben öyle sandım Ama zaman göstermişti bana Bunları yalan olduğunu İnanmadım bunun olabileceğine Yine de sevdim,inadına; Bekledim... Birkaç sene daha Evet beklediğime deydi Bu sefer gerçekten sevdi Öyle mi? Ben öyle sandım Sana gene kandım Bekliyorum... Öyle mi? Sen öyle sanıyorsun Artık her şey bana yalanlarını gösteriyor Senin yalanlarını Ve senin başlı başına bir yalan olduğunu Evet... Biliyorum sen de şaşırıyorsun Herkes gibi; İlk defa seni unutmaya çalışıyorum. Unutacağım... Artık başkası var Gördüm artık yalanlarını Bitti... Unutacağım... Artık başkası var... Öyle mi? Bak Gözlerime Uyanıver Derin UykudanBak gözlerime uyanıver derin uykudan Al sevdanla savur dağlara kırılmadan Bir rüzgardı alıp esintilerle beni ***üren yere Şimdi hasret var yüreğimde can damarlarımda Kaç zaman geldi geçti hesaplasana Neler yapılırdı yanımda olsan O dağlardı beni senden ayıran Şimdi hüzün var şimdi derin uyku var gözlerimde. Artık taşımaz oldu bedenim hasretliğini Bu acı haykırışların sonu olmalı Nerde O eski sevdam bir yudum su idi içildi. Bak ey yar zaman bana onu da içirtti.. Can dediğin bir nefes alıp bir anda verirsin Yurt bağımsız yüce oldu gözlerinle Ey sesime çığlık olan göz pınarım Verilmeden yetiş soluğuma sokul usulca yanı başıma.. Bak Güzelim Bak güzelim, Güneşin battığı denizlere bak, Orada benim yüreğim var. Kıyasıya uçuşan martılara, Birbirleriyle oynaşan balıklara bak, Orada benim yüreğim var. Dalındaki menekşeye bak, Dalından kopardığın güle, İçtiğin tatlı suya bak, Orada benim yüreğim var. Bak güzelim, Hüzünle dinlediğin şarkılara bak, Orada benim yüreğim var. Coşkusuyla anlattığın her cümleye, Kahkahasıyla güldüğün yüreğine bak, Orada benim yüreğim var. Zamanın getirdiği yere bak, Çaresiz kaldığın güne, Soluduğun şehirdeki havaya bak, Orada benim yüreğim var. Bak güzelim, Başını koyduğun yastığa bak, Orada benim yüreğim var, Yalnızlığını hissettiğin gecelere, Hayalini kurduğun umutlara bak, Orada benim yüreğim var. Unutamadığın bu sevdaya bak, Beyazlar içindeki haline, Elinde tuttuğun çiçeğine bak, Orada benim yüreğim var. Bak Hadi Aynaya Bak Aşk suyunun dev dalgalarında yıkanalım.. Sulara yazmayalım yaşanacakları.. Ankara’da ne mi var? Arzu var… Özlem var… Güzellik var… Neredemi? Bak hadi aynaya bak.. Birde bak diyene… Kadr’in ile daha güzel anlar… Onurun yakamoz dolu… Mis kokuyor tenin… Ama inliyor.. Gökyüzünde eğreti duran… Boş..Bomboş Bensiz anların… Bir sen.. Birde ben bilelim ... Dudaklarımızdaki kar tanelerini.. Ankara’da sevgi var… Neredemi? Bizde güzelim bizde… Bak hadi aynaya bak… Birde bak diyene… BakarsakZarif bir huzundur bembeyaz dolasan kuguya bakarsak Mucevher titresimleriyle mutereddit bir aksam suya bakarsak Fazlasiyla isindi deniz kaynadi kaynayacak Dipten bir deprem yaklasiyor suyun uzerindeki buguya bakarsak Ne kadar yoksul ve ciplak gorunurse gorunsun agaclar O kadar yakindir ilkbahar ozsuyu yurumus dallara ugultuyla bakarsak BakiKendi bahçesinde dal olamayanın biri Girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor Bakıp Bakıpbu gece çok ağladım resimlerine bakıp,bakıp kınadım. mektuplarına bakıp,bakıp ağladım. davetini hatırlayıp , hatırlayıp iğrendim. kendime bakıp, bakıp acıdım. seni sevmediğimi işte böyle anladım..... Bakır Tenli Yapraklar Bak, ölüm güzü kıskanıyor şimdi ıssızdır onun sevimli kedisi ve herkes onun el değmedik yerleri olduğunu sanıyor. uzuyor defterine uğrayan kan lekesi senin kuşların olurdu mevsimi yolculuklara çağıran içli taşra kızların gizemli eviçleri kapıların olurdu korkudan çok denizlere açılan o denize açılan ellerin nerde şimdi? yine bir güz büyümekte kanında gölgelerin o üzünç orduları tarlalar çiğnemekte bak, ölüm güzü kıskanıyor mevsimi aşka çağıran kuşların nerde senin güze el değdirmeyen ellerin nerde? Bakire Düşlerilk günden son güne hasrete koyul el pençe divan dur önünde eğil bu gönül işine akıl kâr değil sevilmez sevdiğin el kaıir sana sen gelecek için durma hayal kur o ayrılmak için bahane bulur her seşim dediğin bir hayal olur gözde boz bulanık sel kalır sana bir hayat başlar ki sessiz ve durgun kalırsın ona hep sevdalı vurgun sonunda bakarsın aslında yorgun bir kaç tane beyaz tel kalır sana acı elem keder sabrın taşırır isyankar duygular yıkar yıktırır hasret bağdaş kurup efkar bastırır gurbete uzanan yol kalır sana gurbet yüreğinde sen diyar diyar mutlu gün görmeden olacaksın ihtiyar onun ömrü sendir günü bahtiyar ızdırap, gözyaşı bal kalır sana hiç gelmez ayrılık aklına önce gerektigi gibi düşünemeyince ayrılık bahtınla bütünleşince bir kırılmış kanat kol kalır sana mutlu zannedersin kendi yanında sırtını döner en zayıf anında hasretle tarumar isin sonunda çesmeden farksız iki göz kâr kalır sana hasretle atesle yanmakta sine bedduam tarumar dönersin yine dilerim bir ömür kendi kendine bakire düşlerin dul kalır sana Bakırköy'den Mektup VarSensizdim kendime bir iş aradım, Baştan savıp asabımı bozdular. Hatırşinas dostlarıma uğradım, Sağolsunlar müdür beye yazdılar. Müdür bey gerçekten yufka yürekmiş, İşim inşaatta kazma kürekmiş, Bir sağlık raporu almam gerekmiş, Tam teşekkül hastaneye yazdılar. Yağışlı gözümün hazan çağı da, Olur olmaz yerde başlar ağıda, Sinir servisine giden kağıda, Aklından zoru var diye yazdılar. Bir saat anlattım tek bir buseni, Doktorlar efsane sandılar seni, Belki de alaya aldılar beni, Belki palavracı diye kızdılar. Bir ara sensizlik krizim tuttu, Bilmem ki o anda ne olup bitti. Hekimler heyeti havale etti, Acil vak’a Bakırköy’e yazdılar. Bu çağda bu sevda abes dediler, Cezası çelikten kafes dediler, Ben kime ne yaptım,ne istediler, Bana bu çukuru niye kazdılar. Burda ne sen varsın, ne de bir iş var, Üç adım voltalık gidiş geliş var. En ayıp sözlerle kaplı dört duvar, Bunca küfrü kime ,niye yazdılar. Açmak için zahmet etme zarf açık, Hala bana sevgin varsa birazcık, Mektubumu alır almaz yola çık, Gözyaşlarım bir acayip azdılar. Bakışlarbarışmak isteyen umutlarımı denizlere attım lastikle yakılmış bir hıdırellez gününde şişelere itinayla yerleştirdim gönderirken körfeze önce boşlukta gezindiler isteklerim batmadan önce attıklarımı geri almadan körfezden çıkıp geldiler sessizlikler içinde kendimi yargılarken savcı edasıyla seni nasıl üzdüm elime bir çiçek almadan bu yüzden bir senin giderken ki kızgın bakışını bir beni devamlı döven kimya hocasının bakışını unutamadım * önce gözlerim sonra dilim sürgülendi gidişine imbatlı körfeze yine bir gemi yanaşıyor başka bir gemi çapalarını palamarsız alırken gidenler el sallıyor gelenler el sallıyor gözlerimin dolaştığı yerlerde gidenlerin ayak sesleri kaldı İzmir sokaklarında bir senin gelen ayak sesin yok gittiğinden beri bu yüzden bir senin giderken ki kızgın bakışını bir beni devamlı döven kimya hocasının bakışını unutamadım Bakışların Kuytularda saklarsın bakışlarını Ve gözlerinde toplarsın bütün yıldızları Bazen bir yıldız kayar gözlerinden yüreğime Bazen karanlığa konan kus Bazen karanlıkta saklambaç oynayan çocuk olur bakışların. Tutunsam gözlerindeki yıldızlarına ve yüreğine dokunsam yanar mı ellerim. Dur kaçırma gözlerini gözlerine hasretim Bırak kâinattaki geceyi gözlerinde seyredeyim Bakışların karanlığa yuva yapan kus Bakışların karanlıkta saklambaç oynayan çocuk Bakışların sonsuzluğa açılan feza Bakışların bazen bir umut bazen bir ceza Tutunsam gözlerindeki yıldızlarına ve yüreğine dokunsam yanar mı ellerim. Dur kaçırma gözlerini gözlerine hasretim Bırak kâinattaki geceyi gözlerinde seyredeyim Bakışların Güzeldi Bakışların güzeldi onları sevmiştim ben Bir bakardın başkalaşırdı her şey Anlamı vardı sanki her bir bakışının Yorulmadan bakmak isterdim hep Ama her defasında yorgun düşerdim Erirdim , nefesim kesilirdi , ölürdüm her defasında Rüya gibi gelirdi geçen her dakika Rüyaydı , farkındaydım Ömrümü uzatırdı bakışların Sorgusuz sualsiz yaşardım Di'li geçmiş zamanların öncüsü kaldın şimdi Aklıma geliyorsun ; ama artık heyecan getirmiyorsun ki Diyorum ki ; bendeydi hata , Diyorum ki ; rüyaydı öyle kabullenmiştim başını Diyorum ki ; iyi ki uyanmışım. Bakışlarının Bir Anlamı Olmalı Yoksa eğer O boş gözler boşuna bakmaz Sevdiğini seçer Eşini sever... Bakışlarının anlamı olmalı Duygu yüklü bir kalp artık açılmalı İçinde ne değerler var hissediyorum Asıl gerçekleri ben biliyorum Melekler haber veriyor. Azrail’den duyuyorum Senin adını kâğıdımın en üst köşesine yazıyorum Benimkine yer bulamıyorum Boş olan yerlere seninkini yazarım diye kıyamıyorum Kalbimi sorma... Her gece seni stokluyorum! O masum gözlerin içinde biraz ben kalmalı Titrek bakışlarının bir anlamı olmalı Zaten gecesinde gözlerim ağlar durur Huzursuz bedenim yorgundur Nefesim nikotin komasında Yüreğim mağrur Ruhum mezar trafiğinde mağdur Nasıl olsa sıra banada geliyordur Bakışlarının bir anlamı olmalı Söylediklerimle düşündüklerin arasında bağ kur... Bana Seni AnlattilarBütün gece seni anlattilar Izdirabi yudumlayan ilham avcilari Nereye oturtmali seni bilemedim Nefesin Adem'e üflenen ruhtu Sevgim gönül ufuklari genis sairlerce Taçlandirilmis misralarda sakli Gelin gibi tepelerden süzülüp gelen günesi Seyrediyorum. Bulutlardaki renk cümbüsünde gözlerim Hazan kokularini duyuyorum meltemlerin getirdigi Ebrar sabir ve vefasiyla bekliyorum Bana kulak ver ey nehir beni dinlemelisin ey sehir Onun gönlü bir ayna gibi temiz ve pakti Ne o 'senin kuruntun mu' diyorsun ey ilham avcisi Sen ne düsünüyorsun yillarin yorgunu sehir Izdirabi yudumlayan ilham avcilari Seni anlattilar bütün gece Bir sofi vakariyla bekliyorum kavusmayi Hakki hakikati bulmayi bir dervis edasiyla bekliyorum Izdirabi yudumlayan ilham avcilari seni anlattilar Uzun uzun bütün gece Göz müdür gören gönül müdür Söyle Izdirabi yudumlayan ilham avcisi Bana Ölüm GeliyorSeni senle yasmak varken, Seni sensiz yasamak gücüme gidiyor, Sana bir adim kadar yakinken, Seni böyle uzaktan sevmek bana ölüm geliyor. Sesini duyup sesinle can bulmak varken, Sesine böyle hasret kalmak can yakiyor, Elini tutup dizlerinde uyumak varken, Bos yastiga sarilip uyumak gücüme gidiyor. Üsüyen bedenimi bedenine sarmak varken, Tenim sicacik tenine hasret gidiyor. Seni senle yasamak varken, Seni sensiz yasamak gücüme giyor. Hele bir baskasinin kollarinda oldugunu bilmek, Seni bir baskasiyla hayal bile etmek, düsündükce ölesim özledikce bu diyardan gidesim geliyor. Seni sensiz yasamak bana ölüm geliyor. Bana Yılların Hesabını VerVeda ettiğin gün aklımdan gitmez, Geri dönsen de bir şey farketmez, Bu gönül senden başkasını sevemez, Bana yılların hesabını ver.. Bensiz günlerini yok sayamazsın, Gülüşlerinle beni kandıramazsın, Özledim diye elimden kurtulamazsın, Bana yılların hesabını ver.. Kalbimde izi var günahlarının, Bağrımda acısı var sevdalarının, Belli olur mu senin sabahın? Bana yılların hesabını ver.. Sen artık ellerinsin,geri dönme artık, Seni istemediğim çok açık, Sadece bir şey istiyorum senden; BANA YILLARIN HESABINI VER! Bana Yokluğunu AnlatBildiğim bir şey söyle bana Mesela adımı söyle Beni sevdiğini Benim seni sevdiğimi Seni sevdiğimi bildiğini söyle Gözlerinde hüzün bulutları Gözlerin dumanlı Ne zaman gözlerine baksam Gözlerin kanlı Bildiğim bir şeyler anlat bana Ağlamaktan bahset bana Ne zaman saate baksam Hep ayrılık vaktidir Süzülür ellerin ellerimden Tül gibi hafiften Bana bildiğim şeyler anlat Mesela ayrılık gibi Avaz avaz yankılanır Odamda geceleri yalnızlık Kulaklarımda çınlar Yokluğunun sesi Bana en iyi bildiğim şeyi Bana yokluğunu anlat Bari(benden önce ölürsen izin ver yanına kıvrılayım ..) bir gün şöyle yapayım zaten senden ayrılalı hep tuhaf şeyler yapıyorum gideyim mezarlığa uzanıp kalayım seni orda kıvrılıp bekleyeyim bari toz duman olayım orda sağa sola savrulayım bitsin artık kalbimin kavgası silik yaşamıma orda nokta koyayım bari seni üzdüm ya bu dünyada nal sesleriyle cehenneme koşayım yalnızlığı bitireyim bu dünyada cehennemde bir dost bulayım bari bir tuş edemedim sensizliği sevgim müebbet iken sen beraat ettirdin pas geçirttin restlik ellerimi unutturup gülmeyi cehennemde güleyim bari aşıklara yatır olayım sevgilileriyle gelseler dualarını dallarıma assalar heba olsam onlara ben hiç gülmedim birini güldürsem bari Barış GüverciniGüvercin olmak isterdim Hani o beyaz olanından Kırmızı gagalı mercimek gözlü İnsandan kaçmayan korkmayan Küçücük yüreğine rağmen Savaşa meydan okuyan Barışlar için havalanan Gittiği yere bolluk ***üren Hani talih kuşu da derler ya Hani insanların başına konan Şans dağıttığı söylenen Bir zamanların postacısı Sevenlerin aşıkların müjdecisi Barisin özgürlüğün sembole Güvercin olmak isterdim Biliyorum beni vururlar Kanadımı kolumu kırarlar Çeşitli tuzak kurarlar Siyasetine beni alet ederler Beni bitirmek isterler Amma nafile bitiremezler Ben öldükçe çoğalırım Ben sevdikçe yaşarım Ben sevgi ve ümit taşırım Karanlıklardan bile ışırım Rengim bembeyaz benim Merhamet barış eserim Saymakla bitmez hünerim İnsanı insanlığı severim Güvercin olmak isterdim Tabiata kayıtsız kalmayan Erozyona duyarsız olmayan Zamansız av yapmayan Asla yas ağaç kesmeyen Bir fidana dokunmayan Yeşile itibar ederdim Gulu nergisi severdim Kırda bayırda gezerdim Golde gölette yüzerdim Çocukları sever sayar Göz bebeklerinden öperdim Barış türküsü söylerdim Savaşa meydan vermezdim Zalimle birlik olmazdım Teröriste göz yummazdım Kemik için satılmazdım Güvercin olmak isterdim Silah satanların inadına Pusuda yatanların inadına Yetim hakkıyla beslenen Şerefsiz yüzsüzlerin inadına Dostluğun kardeşliğin adına Yarınların geleceğin adına Barisin dostluğun devamına Savaşsız bir dünya için Bütün dünya halklarının Huzur ve rahatlığı için İnsanların kardeşliği için Tertemiz bir dünya için Barış güvercini olmak isterdim Barışa Davet Yak aşkınla yansa da mihrabım Hep hırpalandım sensiz viranım Az mı gittim uz mı gittim firarım Arpa boyu düşüncelerde kararım Gözümden akıyorsun aşk yüklü Barış güvercinlerim hasret ötüşlü Kan davası mı var sen de dönüşlü Şiirlerime baksana hep barış süslü İnan sana hala bin bir canla bağlıyım Bir gülümse rüyalara tekrar dalayım Sende doğayım sen gibi sende kalayım Yak kül et külünden bülbülün olayım. Baş Edemezsinİş işten geçmeden ,gel de söz dinle, Sen benim aşkımla baş edemezsin. Ben sarhoş gezerken senin derdinle, Sen kendi gönlünü hoş edemezsin. Gül sefa sürse de bülbül çilerken, Bin pişmen olmaz mı rengi solarken, Ben sana dört mevsim bahar dilerken, Sen benim yazımı kış edemezsin. Fırtına biçersin ey rüzgar eken, Borcunu faizle öder geciken, Sen benim gezdiğim yolları diken, Yattığım yatağı taş edemezsin. Gülersin aşığı yedekte sayıp, Yetmez mi arından verdiğin kayıp, Kınalı kekliğim elde var deyip, Sen beni kafeste kuş edemezsin. Kapılma hayalin renk akışına, Ağlarsın gerçeğin can yakışına, Ben kurban olurken bir bakışına, O canım gözleri yaş edemezsin. Aklını başına topla da vazgeç, Beni dinle de vuslata gün seç, Sen benim elime mecbursun er geç, Bahtımı Mecnun’a eş edemezsin Baş KoymuşumSevda çekmeyenler düşermi derde Göz yaşı dökmeyip uyur seherde Gönül kapısında yırtıldı perde Bu aşkın yoluna baş koymuşum ben Çile çekmeden vuslata varılmaz Gariptir aşığın hali sorulmaz Yarim naz etsede gönül darılmaz Gülen gözlerime yaş koymuşum ben Çektiğim çileler gider ağrıma Yar diye taşlar sardım bağrıma Gülüm kulak vermez benim çağrıma Garibim gönlümü boş koymuşum ben Baş tacısın Allahın kulu gözümün nurusun Yüreğimin acısı kiminin bacısısın Başkasının neyi olursan ol Sen benim baş tacımsın. Belki melek belki hurisin Güzel bir şiir gibisin Kaderim elinde sen yazar sen silersin Sen bu kalbin bitanesisin. Sen geldin dünyama neşe getirdin Derdi kederi bitirdin Bana dünyayı değil cenneti getirdin Sen bu insanın baş tacısın. Söyle bu beden senin için dünyayı yıksın Sana yanlış yapanın kafasına sıksın Belki kimine göre can sıkıcısın Ama bu bedenin sonsuza dek baş tacısın. Başaklar Erdemle Eğilir Her insanın ay gibi karanlık bir sinesi, Henüz öğrenmediği bir hayat dersi vardır. İnsan dilinde saklı, kader dilin ucunda Düşlerle harelenen gönül bahçesi bir de… Hedefsiz bir gemiye hangi rüzgâr yön verir? Talih kuşu da konmaz, yatırımsız hayale. Hayat, mücadeleyle resmedilen tuvalde, Zafer, ufak adımla başlayan seferdedir. Acıyı tadanların şefkatle açar kalbi, Olgunlaşan başaklar erdemle eğilirler. Her mum, yanan bir mumun ateşiyle tutuşur. Bengisuyla yıkanır sevgiyle dirilenler. Kin ekilen tarlanın güzünde olmaz hasat, Bahar kışı tanımaz, yeşermez taş bahara Oysa: kral ve yoksul acıkır bir iştahla Aynı kutuya girer sonunda piyon şahla. Bilgeler ve bulutlar vermek için alırlar. Ölüm yaymaz kahraman, ölüme meydan okur. Ki onda hayat bulur öldürmeye gelenler. Kaval bile parmaklar okşayınca şad olur. Her yas da üç gün sürer, her düş, her mükemmel de… Gönül sarayı yalnız sevgi ile açılır, Otlar üç günde büyür, bir gül ahir zamanda. Kalbini bir sera yap, gül yetiştir koynunda. Susuz su aradıkça, su da susuzu arar; Sürekli düş görenin gerçekleşir rüyası, Susamadan kuyu kaz, sevgi ile silahlan Şair, zaman kaydına bağlan artık ne olur! BaşaramadıkKisa da olsa bu aski neden yasadik Birbirimizi kandirdik aldattik hislerimizle oynadik Hayaller kurduk yasadik masallar icinde Sen Mecnun ben Leyla, askimiz hic bitmeyecek topraga gidecekti ölüme bizimle Basaramadik,biz cok farkliydik Maglup ayrilip küstük kadere Yalan asklara atildik yaban ellere Dönemezdik artik geriye dönsekte deliye Sen bana ben sana susamis ayrilik bizi öldürse bile Unutmak cok zordu unutmak yoktu sözde Ama biliyorduk ask birarada olmamiza yetmiyordu Biz farkliydik, iki yabanci iki yalanci Peki ne olacak sonumuz ne birlikte ne ayri yapamiyoruz Yasayamiyoruz hayati Mesafeler koyduk araya kilometrelerce Gittim uzaklara sensizlige ama Engelleyemedim rüyalarima girmeni Sarkilarin hep seni anlatmasini Baktigim heryerde hayalini görmemi Alisamadim yokluguna Artik degistirmezdi dönüsüm hicbirseyi Azaltmazdi yüregimizdeki hicrani En aci seyse askimiz kaybetti Kalplerimiz ise aska inancini Yetmedi hicbirsey bizi geri döndürmeye Ayaklar altinda ezilen cicekler gibiyiz Rüzgarin savurdugu yapraklar gibiyiz Askin unuttugu iki serseriyiz Geriye dönmeyecegiz ama Birbirimize hasret ve ac ölecegiz... Başı Okşanmamış Yetim Başı okşanmamış yetim, Sen ağlama… Kara sözlü insanlar ortasında Saçlarını tara inadına, Yüksek tut, göklere çıkar umutlarını, Menzilin gülistan olsun Sen gül olmasan da Gül koksun her yanın, Etrafa dağıt güllerin en güzellerini! Dümenini sen kullan hayatının Hayra yor rüyalarını Rotanı nur’a tut Geceleri mehtap olur, Ay ışığı denize Yakamozlar göz bebeklerine vurur, Sen ağlama, Dikensiz büyüt güllerini! Mavi gül yetiştir tam orta yerinde, Herkese tebessümü borç bil Dosta selam Düşmana güven ver, Başı okşanmamış yetim Sen ağlama Başı okşanmamış yetim, git Git, sen okşa başı okşanmamış bir yetimin. BaşıboşBildiğini zannetme.. Aşk kuş olup omzuna konmaz Öyle elini uzatıp Tutabileceğini sandığında Kimbilir nerelere konacaktır. Bildiğini zannetme.. Aşk kalbinin derinliklerinde değildir Onu çok sevdiğini söylediğinde, Kimbilir aklı kimlerdedir. Bildiğini zannetme.. Aşk hücrelerinde değildir Kanım, canım, her şeyim Diye saydığında Bir ki grubu farklıdır. Bildiğini zannetme.. Aşk yürüyen merdiven gibi değildir Üstüne çıkıp, Gitmeye çalıştığında Başıboş bırakır Yanarsın.. Can mı Dayanır Gidişine Söyle can mı dayanır ben seni ömürlük sevmiştim her an seni düşünüyorken yanındayken bile deli gibi özlediğim gülüşüne değer biçemediğim sevdasından vazgeçemediğim ve bir türlü sevmeyi beceremediğim güzel söyle can mı dayanır gidişine. Kaderimizi olmamalı uzaktan sevmek bize yakışmaz sevgiye gavur eziyeti çektirmek ve sen gidiyorsun ardına bile bakmadan gözyaşı akıtmadan kolay mı bir yüreği kanatsız bırakmak kolay mı bir çocuğu anasından ayırmak kolay değil biliyorum artık duy sesimi güzel kız seni seviyorum seni seviyorum. Can RüzgarımSen gideli, otağımdan bağımdan O gün bugün, ağlıyorum ardından Bilmiyorsun,öleceğim kahrımdan Nerdesin gel dert ortağım nerdesin, Sensiz kaldım,kapkaranlık mehtabım Okunmuyor sensiz, sevda kitabım Ben bitmeden bana doğru, bir adım Nerdesin gel can yoldaşım nerdesin Dokunmadan, elin eli tenine Çekilmeyen dert girmeden beline Hasretinden bak ağlarım, bak yine Nerdesin gel gözü yaşlım nerdesin Yalnızlığım yokluğunla kankardeş Zifiri dünyama doğmuyor güneş Sen, kalbime hem sırdaştın hem de eş Nerdesin gel can rüzgarım nerdesin Can SuyuGülüm, seni ne çoban çeşmelerinde akan suya, Ve ne de o güzel gözlerini, gürül-gürül dönen bu dünyaya değişmem asla... Bilirim, çünkü o çoban çeşmeleri gün olur da kururlar, Ve elbette ki bu güzel dünya dönmeye devam eder ama, Gün olur; ecel gelir de, cansız bir beden olduğumda ben, Yani, öldüğümde ben, Sen yine hep ruhumun dünyasında, Ve hatta aşkımın tüm evreninde yaşamı sağlayacak enerji, Ve tükenmez her ihtiyacı olacaksın, Hem benim, hem o aşk evreninin "can suyu" olarak kalacaksın...s Cana Yakın Cana yakın arkadaşımken neden sonra sevdim seni canana yakın arkadaşısın şimdi haberin olmasa da senin uğruna can feda aşığımsın şimdi. Savunmuyorum kendimi suçum belli susuyorum kalbim hapiste sevmekten mahkumum elimden ne gelir kaderim böyleymiş bu bahar da yine sevilmekten mahkumum. Canan Ali Can Ali, canan Ali Her derde derman Ali İlimde umman Ali Can sana kurban Ali. Ay Ali, hilâl Ali Güzel bir cemâl Ali Edepte kemâl Ali Can sana kurban Ali. Şebboy Ali, gül Ali Engin bir gönül Ali Şakıyan bülbül Ali Can sana kurban Ali. Kemâlatta fert Ali Varlıkta cömert Ali Yiğitlikte mert Ali Can sana kurban Ali. Kevserde sâki Ali İlimde bâki Ali Yüzümün akı Ali Can sana kurban Ali. Şah Ali, sultan Ali Zalime yaman Ali Mazluma aman Ali Can sana kurban Ali. Resule kardaş Ali Nebiye sırdaş Ali Hızır’a yoldaş Ali Can sana kurban Ali. Din Ali, iman Ali Aşk Ali, irfan Ali Halid’e ferman Ali Can sana kurban Ali. Candan Öte YarNe gündüzü gördü gözlerin sensiz Ne de gece bitti yalnız akşamlarda Ne amansız yol alır oldum Ne de sensiz yaşamayı becerebiliyorum şu dünyada Hayatımdaki tek vazgeçilmezdin sen Nice sevgilerin arasından sıyrılıp bulmuştun beni Nice yangının suyuydu özlemin Senle yaşamak yaşanılır Senle sevmek sevilir kılınabiliyordu Sen benim bende kalan yarımdın Sen benim dert ortağımdın Sen benim candan öte canımdın Cani’nin Coni’nin Şeyinde Kald1kSam’a döndü hem terane hem gayda Ne bağ kaldı, ne gül kaldı, ne ada Ahmak gibi garibanda, paşada Cani’nin, Coni’nin elinde kaldık Figan etme bülbül figanın boştur Kanadın kırılmış yolun yokuştur Neye yarar artık koştur, koşuştur Cani’nin Coni’nin selinde kaldık Ne dikenim kaldı ne gül ne fişek Bu nasıl birlikmiş bu kadar gevşek Salladıkça yere bir bir düşecek Cani’nin Coni’nin belinde kaldık Parça parça olduk bitti özümüz Çakallar kurt olmuş geçmez sözümüz Dost ile düşmanı seçmez gözümüz Cani’nin Coni’nin dilinde kaldık Sağcı solcu dinli dinsiz yapılıp Senelerdir koyun gibi kırpılıp Zengin, yoksul, yardımlara kapılıp Cani’nin Coni’nin kilinde kaldık Kendi kendimize yetip, yaşarken İnsan gibi sahralarda koşarken Nasılda pes edip bu kadar erken Cani’nin Coni’nin külünde kaldık Nerdesin yüreğim nerdesin gelki Damarlara girdi esirlik zerki Kafese konulmuş kartalın erki Cani’nin Coni’nin ilinde kaldık Murat der ki artık toplan, toparlan Bu vatan bizimdir gayrisi yalan Körmusun, gözlerin görmez mi olan Cani’nin Coni’nin şeyinde kaldık! Dağ RüzgarıKaderde senden ayrı düşmek de varmış Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim... Seni tanımadan Hele seni böyle deli divane sevmeden Yalnızlık güzeldir diyordum Al başını, kaç bu şehirden Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git Git gidebildiğin yere git diyordum Oysa ki, senden kaçılmazmış Yokluğuna birgün bile dayanılmazmış. Bilmiyordum... Yine de dayanmağa çalışıyorum işte Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye Rüzgar güzel bir koku getirmişse Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum Yaşamak seninle bir başka zamanı Bir başka zamanda seni yaşamak Herşeyden önce sen Elbette sen Mutlaka sen İster uzaklarda ol İster yanıbaşımda dur Sen ol yeter ki bu zaman içinde Ben olmasam da olur Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır Bitmiyorsun Çaresizliğim gün gibi aşikar Su olup çeşmelerden akan güzelliğin İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran Sen güneş kadar sıcak Tabiat kadar gerçek Sen bahçelerde çiçekler açtıran Sudan, havadan, güneşten yüce varlık Sen, o tek sevgi içimde Sen görebildiğim tek aydınlık Bir nefes de benim için al Havasızlıktan öldürme beni Bulutlara, yıldızlara benim için de bak Susadım diyorsam Bir yudum su içmelisin Ben yorulduysam sen uyumalısın Ellerim sevilmek istiyor Saçlarım okşanmak istiyor Dudaklarım öpülmek istiyor Anlamalısın. Ağaçların yeşili kalmadı Gökyüzünün mavisi yok Bu dağlar o dağlar değil Rüzgarında kekik kokusu yok Kim bu çaresiz adam Bu kan çanağı gözler kimin Kaç gecedir uykusu yok Gündüzü yok Gecesi yok Yok Yok Anladım Sensiz yaşanmaz bu dünyada İmkanı yok. Dağ ve Şelale Ne bu sevda biter ne de bu hasret Devlerin aşkı bu olsa gerek Sen koca bir dağ zirvesi bulutlar arasında Ben sonsuzlukta akan bir şelale Ne sen eğilirsin, ne de ben durulurum Senin zirvende karlar bulutlar arasında öyküler canlanır Benim içimde çağlayan sularla Değişik diyarların koynundan sökülüp gelen canlılar,değişik kokular,tatlar Sen sana doğru yön değiştirmemi Senin içinde çağlayıp coşmamı beklersin Ama mağrur başını eğmezsin,sadece beklersin Ben başındaki bulutlardan bana yağmur olmasını, İçindeki saklı minerallerin bana katılmasını, Birlikte ormanlar,çiçekler,yosunlarla Hayat bulmasını beklerim Hep birbirimizden herşeyi bekler, Tam uzanacakken birbirimize, Her amn bir bahane buluruz o gelsin diye, Bir gün gelecek coşkun sularıyla akan şelale Toprağın koynundan senin kalbine girecek. Ve o mağrur gövdende kalbinin ateşi bir delik açacak İnsanlar bir dağın gövdesinden akan bir şelaleyi görecekler Dağın Ardındaki Yıldız Şu dağın ardında bir yıldız saklı dediler Koskoca yükü üstüme yüklediler Yıldızın adı aşkmış meğer Yüzüme gülerken bunu söylediler. Her adımda yolumdan bir taş kaydı Zirve gözümde pek bir uzak kaldı Ne zor bir yolculukmuş bu sana Tadamadım suyundan kana kana. Taze açmış çiçekler buldum yolunda Saklı dediler kokun onda Koparmaya kıyamadım dalından Eğilip kokladım yeni açmış salkımından. Boğazımı yakan bu kokuda nedir Kokladıkça koklayasım gelir Bu çiçek uğruna değil bir gün Koca bir ömür verilir. Adı neymiş bu çiçeğin dersin Aşık olmayan adın bilmez Derde düşen beri gelsin Sor şu biçareye de sana cevap versin. Hani yar gülerde herkese bir sana gülmez Derdi var dersin, derdin söylemez Tek bir söz ,tek bir hece beklersin Sanki derman, aman nedir bilmez. Bildin mi şimdi ey halden anlamaz Koklamayı bilirsen boğazın yakmaz Hani dedim ya tek bir hece tek bir söz O güzel çiçeğin adı; Naz. Adım adım çıkıyorum yolunda Nefesimi senden alıyorum her soluğumda Koca bir çam ağacı kesti yolumu şimdi Gövdesinde bir ses beni çağırır içeri. Başımı döndüre bu reyha nedir? takılı kaldım Elimi usulca göğsüne uzattım Çekemiyorum kendimi aman Allahım Bir ağaç gölgesinde asılı kaldım. Söyle ey peri nedir bu bağlandığım Ne yatar altında bu altından kisvenin Yoksa O, O mu yıllardır saklandığım Kölesimi oldum şimdi kaçtığım işvenin. Ey Aşk! ne zorlu yolların varmış Sana ulaşamayanlar benim gibi Yarı yolunda binbir engele takılmış Bekleşirler köşebaşında ölüm gibi Gözüm zirvede kaldı şimdi sana bakıp Diğerleri gibi sana ulaşamayıp Kaderim burada bir acı ağıt yakıp Sevmekmiş bir başkasını sen sayıp. DağınıkBak bugün de güneş doğdu Bugün de yaşıyorum Odam geceden kalma Dağınık, Bir tarafta saçların Bir tarafta gözlerin Tek tek topluyorum Yine de bir "sen" yapamıyorum Dağlar Aşkın gözü kördür,demişler, Gönül gözü neylesin dağlar Aşk ateşi yakar,demişler,. Gönül sözü,neylesin dağlar. Sesini duyunca gülümser, İçinde umutlar iyimser, Aşkını baharla özümser, Gülşen güzü,neylesin dağlar. Yarin gözleri sulu sulu, Gönlü sevgiyle dolu dolu, Sarp,dikenli kader yolu, Geçit vermez,neylesin dağlar. Bir güvercin gibi yüreği, Yare uçmaktır,hep dileği, Ne yazık,kırılmış bileği! Uçamıyor,neylesin dağlar. Aşk ölçülemez parayla pulla, Sevda bitmez kapanan yolla, Uçan kuşla bir selam yolla, Habersiz yar,neylesin dağlar. Yıllar yılı hasret çekmişler, Gözden ırak olsa bile sevmişler, Kalplerine sevgi ekmişler, Tohumları,neylesin dağlar. DağlarDağlar cevap verin ben nerdeyim Toprağınıza alıp beni gökyüzüne teslim edin Bir aşk uğruna harcanan ömrümü Rüzgarlara serin Dağlar dağlar söyleyin ben nerdeyim Ağlayayım diyorum Olmuyor Güleyim diyorum Olmuyor Ağlasam olmaz gülsem olmaz Kabus olur geceler kimseler bilmez Sen yoksun ya yoksun işte Gülüşlerim Yalan Sevinçlerim Yalan Feryatlarımı figanlarımı yok ki duyan Kalbimde bir sancı var nedendir bilmem Senden başkası mı Sevemem sevemem Dağlar dağlar cevap verin ben nerdeyim Bir gece apansız uykumdan kaldırıp beni Yıldızlara teslim edin Dağlar dağlar söyleyin ben nerdeyim Göz yaşlarımdan şarkı yaptım Sözlerine hep acı kattım Gitarımın bozuk akorduyla La minörden çaldım Sensizken hep ağladım Ağladım Cevap ver bana bunu neden yaptın dağlar dağlar söyleyin ben nerdeyim beni bu hallere koyan yarime selam deyin eyyy dertlerim kederlerim bir sabah beni de alıp bu şehirden gidin. DağlarUzun olur dağlarda yaşayanın ömrü Güzel olur dağlarda yaşayanın yüzü Temiz olur, dağların havası ile suyu Lezzetli olur, her şeyinin tadı - tuzu Güneş her sabah, ilk kez dağı işitir Leyla’nın gözyaşı gibi karları eritir Dağlar akıtır, Kevser gibi ırmakları Rüzgar harman eder, tüm kokuları Dallar raks ettikçe yar gelir aklıma Bülbüller öttükçe yar gelir aklıma Estikçe rüzgar kokusu gelir burnuma Çaldıkça çoban kavalı O gelir aklıma Geceleri ay avize, yıldızlar spot lamba Gel de sen, o dağlarda Leyla’ya arama Başka kimse derman olamadı o yarama Dağlar ne olur bir de siz bakin yarama Hep belleğimdedir, o dağların öyküsü Kulağımdadır, hala bülbüllerinin ötüşü Burnumdadır, hala çiçeklerinin kokusu Gözlerimdedir, hala yaylarının dokusu Islık ötüren rüzgara, eslik eder ağaçlar Hep öter kuşlar, öpüşür yeşil yapraklar Karlı dağdan, engin ovaya sular çağlar Rüzgarlar, bin bir çeşit koku harmanlar Yanımda yar, meskenim de olsaydı dağ O an olurdu, gönlüm bağ, duygularım dağ Soğan, ekmek, yanında su sanki olurdu bal Başka şey istemezdim, yeterdi bana bu hal Feryatlarımı, yalnız dağlar cevap verdiler Ağaçlar, kuşlar, böcekler de teselli ettiler Ağaçlar, dallarını hep benim için eğdiler Kollarını benim için birer hamak yaptılar Dara, vefasıza, düsenler hep size sığındı Peygamberler, veliler, hep sizlere sığındı Dağlar, bazen sel verse de hiç sır vermedi Kıymetli ve kutsal şeyleri kalbinde sakladı Dostlara güven düşmanlara korku verirsiniz Hep Aşıklara, Maşuklara, mesken olursunuz Dara, vefasızlara, düşenlere kucak açarsınız Güzelliğinizle de etrafınıza, neşe saçarsınız Hey dağlar buralarda bağıramıyorum yasak Buralardaki insanlar olmuşlar sanki tutsak İçimdeki bir his diyor, dağın yolunu tutsak Askı yasamak için dağlara mesken kursak Sikildim ben buralardan, deşarj olmak istiyorum Temiz havandan bol bol içime çekmek istiyorum O Berrak sularından kana kana içmek istiyorum Arının bal yaptığı, çiçeğini koklamak istiyoru __________________ |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sana Olan Sevdam | mislina | Flaş Şiirler | 1 | 05-14-2008 10:13 |
| Hangi Yalan Hangi Sebeb | mislina | Flaş Şiirler | 3 | 03-11-2008 16:40 |
| sana-olan-sevdam | M4ST3R.TR | Flaş Şiirler | 1 | 02-02-2008 09:08 |
| Sana Olan AŞkim | pinhani | Ask siirleri | 1 | 07-12-2007 00:38 |
| Üç Kere Affa Sebeb Olan Kısa Dua | @bdulk@dir | Dualar Ve Sureler | 0 | 06-21-2007 23:33 |
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:33 . |
|
|
|
Toplist |
|