Kayıt ol Radyo Sohbet   Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Geri git   HarekatForum.Com Paylaşımın Büyüyen Gücü > ||`•.¸Harekat Romantikler¸.•´|| > Ask siirleri
 

Ask siirleri Sairlerden,Amatorlerden En Guzel Ask Siirleri


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-11-2007, 20:57   #1 (permalink)
bYn_ArŞiw
 
caPRiZsiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4 caPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the rough
bu arsıwı acmıcaktım açmama sebeb olan arkadasım sana saolmı demelı..

Acemi

Unutulurmuş dediler ya!..
O zamanlar çocukluk işte,
Platonik sipariş bayramlar
Tescillenmemiş kaygılı umutlar vardı
Ve karanlıkla uzayan rüyalar adama bakardı…
Sonra kalakalmışlık yalnız başına bu şehirde
İncitilmiş arzuların viraneliği hatıralarda
Ismarlama hesaplar,
Tek kişilik sahne oyunları!
Şimdi her şey bir yürek ağrısı!!!

Sürgülenmiş ve mıhlanmış kapı!
Çaylaklık ve çömezlik; bir ilk işte,
İşte fersiz geleceğin akıbeti;
Kalemiz düştü ilkin
Sonra atların nalları düşünce bir gül fırtınasında
Ve vezir de esir edilince peşinen bir file
Şahı devirmek bize kaldı!
Acemilik işte,
Gençliğimiz; pusatsız hovardalığın hazin nihayeti..
Şimdi her şey bir baş belası!!!

Kendim gibiyim her daim
Şiiri eskiden de severdim,
Ben inşa ettim tüm çıkmaz sokakları
Hep vuslat türkülerini damıttın aynalardan
Çareler aradım aylarca bu diyarda
Sonunda bir mim koyabildim hatıralara
Mezara gömdüm eski-
Ve siyah-beyaz fotoğrafları..
Acemilik kazası işte,
Şimdi her şey nisan ayı
Ve geriye dönüp baktığımda
Tüm olup bitenler yapma kartpostal gibi buralarda,
Senin çocuğundum ve ağırdım o zamanlar
Şimdi bir şey o kadar uzak ki..
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Üye Olmak İçin Tıklayın.]

Acemi Aşıkikimiz de acemi birer aşıktık o zamanlar
sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
bense kendimi usta zannediyordum bu işlerde
yağmur gibi akıp giden yıllardan geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana dek
ama farkındaydım yinede
ne zaman seninle olsam
tanıdık bir kus cıvıltısıyla uyanıyordum her sabah
şimdi ise kırılgan mektuplar yazıyorum
hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden
namımın olsun
ben sende ülkemi sevdim hüzün dolu yağmurlarla tasan boynu bükük nehirleri
ben sende yolları sevdim dallarına hiç bir kusun kopmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla kaplı yolları
ikimizde acemi birer asıktık o zamanlar
ve çoğu zaman ne yapacağımızı bile bilmeden serseri dolaşırdık sokaklarda!!!...

Acep NerdedirYalan dolan ile geçen ömrümde
Arıyor gözlerim, acep nerdedir?
Bir tatlı kelâmdır tüten gözümde
Arıyor gözlerim, acep nerdedir?

Bilirim, garibin kimsesi olmaz
Evvel dost diyenler, arayıp sormaz
Hatırın sormaya kapıyı çalmaz
Arıyor gözlerim, acep nerdedir?

Yürekte kanayan derttir, hasrettir
Gönlü bir virane, Engin gariptir
Bir gelse, bir gülse, ol ki cennettir
Arıyor gözlerim, acep nerdedir

AcıGözlerim görmüyor, açık olsada
Derman olmuyorki yaşlar dolsada
Gelip geçen, sille tokat vursada
Bana bundan beter, acı veremez

Sorsan anlatması, o kadar zorki
Çaresi olmalı, kalbim diyorki
Bu dert birincisi, daha sonraki
Bana bundan beter, acı veremez

Gezip dolaşırım, hep aynı yerde
Her yer kapkaranlık, sanki alemde
İşkence yapsalar, tüm bedenimde
Bana bundan beter, acı veremez

Çalsın dertli ud’um, söylesin dilim
İş’e yaramıyor, ama gözlerim
Dünya zehir olsa, inan sevgilim
Bana bundan beter, acı veremez

Acı

Yaşamak uğruna
Ölmek bu olsa gerek
Sevmek uğruna
Acı çekmek bu olsa gerek
Hayat uğruna
Savaşmak bu olsa gerek
Peki ya sen uğruna
Üzülmek niye?

AcıAteş gibi vücudum,
Elim, ayağım, içim titriyor hasretinle,
Canım acıyor,
Ağlamak istiyorum,
Avazım çıktığı kadar bağırarak saatlerce,
Bu nasıl bir şey böyle,
Bu nasıl duygu böyle,
Kendime hakim olamıyorum,
Deprem oluyor tüm bedenimde, beynimde sanki,
Alev alev yanıyor her yerim,
Ama titriyorum hala
Yanında olmak İstiyorum,
Hiç ayrılmamacasına,
Koynunda uyumak istiyorum her gece,
Üşüyorum,
Sanki sadece sen sarılınca ,
Kollarına alınca ısınacak gibiyim, ısınamıyorum bir türlü
ne yapacağımı bilmiyorum,
Çıldırmak üzereyim,
Sevgini istiyorum, yanımda olmanı istiyorum,
Sadece benim olmanı istiyorum......

Acı

Kaldırım gülü oldum dün gece
sahil boyunca unutmaya çalıştım
bana bıraktığın kimsesizliği
saatler geride kalmış benden
derdimi anlayan yok.
Dermanım da uzakta
şimdi o kara gözlerin olacaktı karşımda
avucumda aşkın.
Saracaktım ince hayatını kollarımla
zaman bırakacaktı seni bana.
Solmadan geçecekti bu hayal.
Gidip geliyorum seninle kendim arasında
değişen birşey yok.
Aynı boşluktayım
sevsem mi yoksa sevmesem mi seni
acı mı çeksem her gün
prangalarımı eskitsem
şaraba vurup kendimi
ölsem mi yoksa
yoksa hiç bırakmasam mı seni
vazgeçtim diyorum olmuyor
gerçekten içimdesin sökemiyorum
acılar vız gelir şimdiden sonra
sensizlik ölüm.
Onca şeyi sırtladım ben senin için
rakı gibisin.
Soğuk, ağır, beyaz az biraz
can damarda bitiyor aşkın
kapalı kapılar ardına bırakacağım seni bir müddet
aşk yıllandıkça erir
kalp mi kaldı sanki bedende
her şeyim senin.

Acı benimle gelirBirçok kelime,
Kitap kandırır,
Kapağı tavana bakar,
Rakamların sayfa çığlığı,

Işınlanıp gelmiş sevda,
Oturmuş yanıbaşına,
Bilemezsin,
Bir göz,
Gözlerine nasıl da saldırır,
Kaçamazsın,
Gönlü toprak kokan,
Karıncanın hikayesi,
Bana birgün,
Sana sonsuzluk kalır,
Duvarda salınan zaman,

Ağlar gözleri yaşlı anam,
Derdim ya hani,
Gözleri gökyüzümde dolaşan,
Gideceksen temelli,
Akşam vakti toparlan,

Islanıp gelmiş,
Bilemezsin,
Bir temmuz gecesinde,
Adı yadigar kalan....

Acı Budur


Sen gittin
Her şey yarım kaldı
Her şey değişti
Kuşlar bile uçmaz oldu
Dağlar bile durgun
Ne senden haber ne sesin çıkıyor
Bu koca dünyada kalmışım yalnız
Ne desem değişmiyor
Gözyaşlarım dinmiyor
Acım geçmiyor
Herşeyim gitti
Sen gittin
Bir yanım ölü
Bir yanım kan ağlıyor
Ne kaldı ki
Bu çile benim
Bu keder benim
Ölsem ne fark eder
Ne bu dünyada benim oldun
Ne öbür dünyada benim olursun
Her yerde sensizlik
Oysa nasıl sevmiştim be
Herºeyim dedim
Canım dedim
Ölürüm dedim
Ama gitti
Olmadı benim olmadı
Benim değil o
Kader kısmet derler ya
Benim yazım da bu
Sensizlik.
caPRiZsiZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-11-2007, 20:58   #2 (permalink)
bYn_ArŞiw
 
caPRiZsiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4 caPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the rough
Açık DilekçeGörmediğim bir bambaşka durum var
Sizin şehrin kızlarında savcı bey
Yaklaşanı ta yürekten vururlar
Kan kokuyor gözlerinde savcı bey

Gayeleri gönül kırmak dal gibi
Bakışları çifte favül bal gibi
Ülkeler fethetmiş bir kral gibi
Gurur dolu pozlarında savcı bey

Kaş yaparken, göz çıkarır elleri;
Çok silahtan tesirlidir dilleri
Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri
Poyraz eser yüzlerinde savcı bey

Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz
İlk görüşte avladılar habersiz
Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz
Kebap oldum közlerinde savcı bey

Bölüştüler gönlüm ile aklımı
Davacıyım, ara benim hakkımı...
Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı?
Yorulmayın izlerinde savcı bey.

Açık Kalmış Gözlerime Bak


Feri çekilmiş çoktan
Ama merak edersen yine de
En son hayal ettiklerini...
Ne bir külah dondurma
Ne pırıl pırıl parlayan o kırmızı bisiklet
Ne uzun zamandır ayaklarımı sıkanların yerine bir çift pabuç
Ne de renk renk balonlar.

Oysa yaslanmak isterdim hem anama hem de babama
Korkmadan koşmak göz alabildiğine yeşil kırlarda
Kuş cıvıltılarının arasında.
Koklamak o artık yerinde olmayan erik ağacının,
Bu zamanlar açması gereken çiçeklerini.
Sonra alıp elime çam kozalağından devemi
Sürmek, hayal bu ya, uzağa çok uzağa
Öyle bir yere ki
Ne çocuklar anasız babasız
Ne de geleceklerini yitirmiş
Ya da yitirmiş düşlerini.

Açık kalmış gözlerime bak
Hayallerini yitirmiş çoktan
Ama merak edersen yine de.
Gözüme düş yerine oturmuş kızıllığa bak.

AçıklardaBir ağızdan çalınan düdükler, kalın kalın,
Boşlukta tos vuracak nokta arayan çığlık.
Koşup, yılanlar gibi üzerinden suların,
Arıyor teknemizi oturacak bir sığlık.

Omuz omza şahlanan dalgalar, büyük büyük,
Bir ses işitip ürkmüş, sürülerle canavar.
Gözlerinde kıvılcım, ağızlarında köpük,
Birbirinin üstünden atlayıp geliyorlar.

Gittikçe boşluklara düşmekteyiz enginde;
Arkadaki sahilse, fosfor bir iz halinde,
Her ân bir parça daha uzaklaşıyor bizden.

Deniz, bu yerde ölüm korkusu kadar derin;
Kocaman bir kuş gibi geliyor peşimizden,
Ruhu, bu kapkaranlık suda can verenlerin...

Acil HastaYoldan geçerken bir araç
vurdu savurdu kenara...
kırdı hemen her yerini...
koştu gören...insafı olanlar imdâda...
ele alınacak gibi değildi...
bir telaşla...haber verdiler ambulansa...
saatler sonra gelebildi ambulanssa…

ne doktor…ne hemşire!!??
aklı eren bir kimse yok ambulansta
bir şoför…bir sedye sadece!!??
apar topar koydular
yaralı kıvranırken
acılar içinde...sedyeye….

ambulans zar zor çıkabildi caddeye
ve sirenler çalarak
nice tehlikelerden sonra
yetiştirebildi yaralıyı
yarı canlı...hastaneye…

acil servis kapısı…ana baba günü!!
herkes üzgün…
görmek mümkün değil
kimsenin güldüğünü…

yaralı...çığlıklar atarken
ve yalvarırken yardım için…
başucuna gelen görevli
-kızgın kızgın!!??
bakmadan yaralının haline...
aldırmadan çektiklerine...
sormaya başladı;
sosyal güvencen var mı?
sigortalı mısın?
Paran var mı?
Arkan var mı?
Yok deyinince...yaralıyı haşladı!!??

Kimin kimsen yoksa
bekleyeceksin sen...
-beklemek senin yazgın!
sana yardım edemem…
edersem eğer!!??
mevzuat beni de yer!?
Dedi ve ekledi:

Bekle..yorulma beklemekten…
hasta kahrolurken inlemekten.
Hasta bekledi…bekledi.
Kendini kurtaracak yardımseverleri
Bir türlü gelmedi…
Kan kaybı…
dereken kalbi tekledi
ve birkaç yardımsever el
aldı temelli iyileşen hastayı
sükut aracına yükledi…

O gün...
İğreti...eve benzemeyen bir evde
Akşam...babalarını ve
yiyecek getirmesini bekleyen
başka bekleyenlerde vardı
gözleri yollarda...
beklediler...beklediler
bekledikleri gelmedi
her taraf karardı
sordular...aradılar
gözleri kapıda
kulakları seste
hiç kimse haber getirmedi
ve o eve bir daha
sevinç girmedi...

Acılar DeniziBen acılar denizinde boğulmuşum
işitmem vapur düdüklerini , martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık , bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp ***ürse
Yılların içimde bıraktıklarını...

Acılara İnat

Tüm acılara inat
Güneşe köprü kurdum
Islak gözbebeklerini yüreğimde kurutmak için
Yıldızlara merdiven uzattım
Karanlık gecende gözlerinde umut olmak için
Yel değirmeni oldum sisli sabahlarda
Acılarını yüreğimde öğütüp gülüşlerini görmek için.

Söz verdik yarınımıza, yenilmemeliydik katmerleşmiş acılarımıza
Kalbimizde gözyaşı ve keder olmuş müptela
Nasırlanmış yarınlarımız sanki ezayla cefa
İstemem onca sırtımda yük varken neşeyle sefa
Bin derdime bir gülüşün yeter oysa.

Hadi aç gözlerini hasta yatağında
Söz vermiştin bana ve hatırlasana
Ben toprak sen ise sevda tohumu
Yarınlarımıza ektik ölümsüz sevdayı ve umudu
Pes etmeyecektin sinsi acılarımıza
Zincirleri kırıp
Güneşli sabahlarda elele koşacaktık yarınlarımıza
Senle ben çok şey istemedik oysa
Geçmişteki acılarımızı kalbimizde unutmak
Gözyaşlarına inat delice sevdayı yaşamak.

Ağlama sen sevdiceğim;
Ben yaşadığın ve yaşayacağın tüm acıları
Kıl çuvallarına yükleyip geceden sabaha
Sırtımda taşıyıp
Güneşli sabahlarda avuçlarımda umutlar bıraktım yatağına
Tüm acılara inat
Yaşayacağımız güzel yarınlarımız varken
Beni sevdanın yetimliğini yaşatma
Hadi; aç gözlerini
Tut ellerimi delice sarıl bana...
Gözyaşlarına inat
Küçük mutluluklarında sev beni.

Acılarım ve BenSeni sevmek imkansızlaşıyor artık, uzaklara kaçmak geliyor içimden
Sana dair hiç bir şey kalmasın istiyorum anılarımda ve bu günümde
Yeter artık yalnız kalmak istiyorum..senden kalan acılarımla ve ben
Bazen yeni bir ümitle başlıyorum güne.bazense inanıyorum yaşarken öldüğüme

Her şey senin eserin, her şey senden hediye acılarım ve ben
Bir gün dönüp bakarsan maziye..yıkılan ben kaybeden sen..
Tüm saatler sana kurulu, Tüm hayatım sana tutsak...
Yavaş yavaş ölüyorum oysa acılarımla ben...

Zaman geçti..güneşlerim battı benim..bir sen kalmıştın işte..
Delicesine, ölürcesine sevdiğim bir tek sen vardın sen
Oysa öyle düşler kurmuştum , öyle doğrularım vardı ki benim.
Şimdi her şey yalan oldu..seni içime gömdüm..acılarım kaldı bir de BEN
__________________
caPRiZsiZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-11-2007, 20:58   #3 (permalink)
bYn_ArŞiw
 
caPRiZsiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4 caPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the rough
Acıların Efendisi Koydum Adımı



Acıların efendisi koydum adımı
Zaten başkası olamaz
Doğduğumda içten ağlamışım
İsyanım sana der gibi feleğe.

Acıların efendisi koydum adımı
Zaten başkası olamaz
Gözlerimizin buluştuğu ana lanet
Yüreğime batan bir hançer oldu.

Hiç severken acı çekilirmi?
Mutluluğun adı sevda iken
Hiç ölüm istermi insan
Sevdiğiyle aynı havayı solurken.

Benim isyanım insanlara
Dostum dediğim nankörlere
Yüzüme gülüp sırtımdan vuranlara
Kendini insan sanan varlıklara.

Yenildim biriken dertlere
Boğuldum sevda denizinde
Sevdam kurtaramadı
Hüzün bulutlarına haber saldım.


Gidiyorum...

Acıların GünüAcıların günü çoktan başladı
Ve ben
Puslu bir havanın kanlı kucağında,
Tek bir kurşunla şafağa nişan alıyorum,
Tüm isyanların namlusuna...

Acıların KıyısındaÇocuk düşlerimizle bir dünya kurmuştuk
Yüreğimizi çevirmiştik güneşe
acıların kıyısında oturmuştuk
karanlıklar sürdü bizi ateşe

Yapraksızdık, güz mevsimiydi
vurdular türkümüzü, kırdılar sesimizi
Dalgakıran dönemiydi
Koyaklar unutmadı adresimizi

Sevdasız aşksız kalmıştık
umuttu dağların ardı
hep büyük hülyalara dalmıştık
yanımızda yiğitler vardı

Acılarına Kefen Giydirdim
Dal dal kuruduğuma aldırma... Sen
Islak gözbebeklerime bakıp ağlama... Sen
Gözlerinde yaşamaya yemin ettim
Acılarına kefenin beyazını giydirdim
Yanan dudaklarına ıslak bulutları değdirdim

Yaz ortasında üşürsem kederlenme .sen
Kaldırımda dizlerimin üzerine yığılırsam üzülme..sen
Gözlerinde nefes almaya yemin ettim
Gülüşlerini yarınlarımda umut bildim
Karanlık geceye bir kalemde gözlerini çizdim

Kahverengi gözlerini bulundurmasın acıyla keder
Yüreğine baharın esintilerini doldursun kader
Sensiz gökkuşağını kelebeklerin sırtına giydirdim
Bir gülüşünle ömrüme " ömürler" ekledim

Toprağında dört mevsim çiçekler filizlensin
Gözbebeğinden al yanağına hiç gözyaşı süzülmesin
Gözlerinle hayata umutla bakmaya yemin ettim.

Acılı Gecenin BitimindeYaşadığımı işitmek istiyorum
Bir ses uzaktan yakından ya da içimden
Düşen yaprak örneğin
Kağıt hışırtısı olsun
Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı
Bir inilti derinden
Damlayan su
Bir elektrik düğmesi çıt diye
Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ses
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

Yaşadığımı görmek istiyorum
Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden
Sesindeki pırıltıya
Gözündeki ışıltıya benzer
Bir kibrit çakımı
Bir yanıp sönse yeter
Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak
Ya da gün batımı pembesi dudak
Bir yıldırım hızında çizilsin
Bir şimşekçe yazılsın karanlığım
Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen
Bir yıldız parlayıp sönen
Dişlerinin aydınlığını
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ışık

AcımSaat geceyi yarıladı
Odam ay ışığı loşluğun da
Ne hayal ettiysem uzak kalıyor,yıldızlar gibi
Özlemler
İçimi delik deşik ediyor
Yalnızlığın korkunç yüzü ürkütüyor beni
Birden karanlık çöküyor
Hersey koyulaşıyor
Çıkmaz bir sokakta buluyorum kendimi
Köreliyor gözlerim
Ellerim kelepçede
Uzanıpta yakalayamıyorum hiçbir aydınlığı
Gozbebeklerimden yeni yeni hüzünler doğuyor
Arkam da yüreğime çapa vuranlar
Ve pis bunaltısı,ellerime yapışan insan kokularının
Bir de yanım da golgem gibi beni terketmeyen puslu kaderim
Öyle çaresizim ki
Haykırsam duyanım yok
Belirsiz seslenişlerin arkasından koşuyorum
..koşuyorum koşuyorum tutunamıyorum
Diz boyu balçık her yanım
Ben hep kendimle döğüşüyorum
Sonun da kendime yenilip teslim oluyorum
Oysa ne kadar yitikmişim hayata
Bunu şimdi daha iyi anlıyorum
Alın goturun beni
Çekin ***ürün,kurtarın
Gözlerimi irdeleyen uçurum manzarası
Şakaklarımı öpen ruzgarın ılık nefesi
Mujdeliyor bana umarsızca ölümü
Alın ***ürün,çekin beni benden
Yoksa boylu boyuna yıkılacağım
Yoksa ölümün kırmızılığı ezecek beni..
__________________
caPRiZsiZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-11-2007, 20:59   #4 (permalink)
bYn_ArŞiw
 
caPRiZsiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4 caPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the rough
Acımasız Gerçekler

Yine seni durmadan düşündüğüm bir gündü
Düşünmediğim bir an bile yoktu aslında
Acaba kavuşabilirmiyim diye düşünüyordum
Çok ama çok geçti biliyordum
Ben yinede durmadan düşünüyordum
Bir çözümü olmalıydı sana kavuşmanın
Fakat bir çözümünü bulamıyordum
Olumsuzluklara rağmen tek dayanağım sendin
Aynı gün ilerleyen saatlerin birinde
Senden bir haber duydum ve yıkıldım
Düğünün varmış davet ediyorsun
Yetmezmiş gibi beni yok sayıyordun
Anladım ki meğer ben hiç olmamışım
Sende bir yer bulamamışım
O kadar rahat davrandın ki
Ben hayatında hiç olmamışım gibi
Sensizliğin ateşi bağrıma kadar işlemişken
Hayatım alt üst olmuşken
Yaşadığımı bile hiç hissetmezken
Hayatından şimdi mutlumusun
Ben umutluydum senden
Umutla yaşanmıyormuş bu hayatta
Sayende iyice kazıdım beynime
Ne söylediysem inanmadın
İnat edercesine gülüp geçtin
Sana kaç kez geldim
Bir kez olsun bile ağzını açmadın
Meğer sen hiç gelmemişsin ki bana
Umudum sevdiğim değilsin artık
Ben de seni hayatıma karşıma
Çıkmamış tanımamış sayıyorum
Ne çok yanılmışım meğer
Boşu boşuna güvenmişim sana
İstediğin olduğu artık sonunda
Öldürdün beni Kına yak.

BabaBir çınar dı karşımdaydı
Baktım yıkılıyor
Uzandım tuttum
Düşüyordu
Bir şey yapamadım
kucağımdaydı sıcaktı
Kuş oldu kanatlandı
Kayboldu
Bir şey yapamadım
Bakakaldım ağladım
Dağ dı yok oldu
Soğumuştu
Babamdı

Baba

Benle evlat sevgisine tattın
Benle birlikte bir daha doğdun
O minik kalbim attıkça
Senin kalbinde benim kadar atıyordu
Hasta olunca geceler başımda beklerdin
Gizlice her gece gelip beni öperdin
Ama yıllar geçti bugün ben evleniyorum
Senin o biricik o küçük kızın evleniyor
Meğer senden ayrılmak ne kadar zormuş
İçimden bir fırtına kopuyor
Ben gidiyorum baba
Hakkını helal et
Kızın evleniyor bugün.

Baba

Benle evlat sevgisine tattın
Benle birlikte bir daha doğdun
O minik kalbim attıkça
Senin kalbinde benim kadar atıyordu
Hasta olunca geceler başımda beklerdin
Gizlice her gece gelip beni öperdin
Ama yıllar geçti bugün ben evleniyorum
Senin o biricik o küçük kızın evleniyor
Meğer senden ayrılmak ne kadar zormuş
İçimden bir fırtına kopuyor
Ben gidiyorum baba
Hakkını helal et
Kızın evleniyor bugün.

Babakale’de Bir Çeşmeyim!
Babakale’de bir çeşmeyim
Unuttum bir asır mı
Yoksa daha mı fazla yaşım
Yalçın kayalıklardan söküldü
Taşındı, örüldü taşım
Kaç alın teri döküldü kucağıma
Kaç bin dile değdi suyum
Kurda kuşa yem oldum
Yerliyi yabancıyı yudum
Genç kızların sinesine benzer
Çıktığım, geldiğim kuyum
Evine ekmek taşıyan
Okulundan gelen çocuk
Parasını denizde bulan balıkçı
Ağlara takılan balık
Yerlisi yabancısı
Dostu, düşmanı doyurdu soğuk suyum
Kaç zamandır kimse gelmez başıma
Yıllar oldu kurudu suyum
Yine içimde umut
Beklerim tek başıma liman önünde
Belki bir gün
Bir başka sevgilinin koynunda olurum...

Babakale’nin dağlarında bir türküyüm
Rüzgarla birlikte anılır adım
Her yürekte doğarım mutlaka
Kah ana olurum, kah çocuk
Bazen de bir sevdalıya tercüman olurum
Hiç bitmeyen rüzgar olurum
Limana savrulan dalga olurum
Sevda olurum
Ümit olurum
Hasret olur, vuslat olurum
Herkesin dilinde bülbül olurum
Bazen gelin alayı
Tepsi tepsi pirinç böreği
Davul olurum, zurna olurum
Nefes olurum
Bazen bir yudum rakı olurum...

Sırtımı vermişim dağına
Bir yanım zeytin kokusu
Bir yanım çam korusu
Tepelerden aşağı
Ev olurum, iş olurum, aş olurum
Ellerim liman olur
Sarıp sarmalarım mavilikleri
Karşıda Midilli olurum
Burada ben olurum
Orada sen olurum
Arada kardeş olurum
Bir yanım sirtaki oynar
Dağlarda efe olurum
Her yanı türkü dokurum....

Cunda ile Ayvalık arası
Sabahta güneş olurum
Yeni bir gün olurum
Ümit olurum
Isıtırım hasretlik çekenleri
Sevda olurum
Yedi iklime can olurum
Toprağa arkadaş olurum
Ağaca dal olurum
Zeytin olurum, yağ olurum
Buğday olur, un olurum
Sebze olurum, ekmek olurum, aş olurum
Yerde karınca olurum
Sen olurum, ben olurum....

Akliman’da kum olurum
Sarı olurum, beyaz olurum, bal olurum
Denizde dalga olurum
Tuz olurum
Balık olurum, derya olurum
Teknelere sevdalı olurum
Ağ olurum, umut olurum
Düğün olur, çeyiz olurum
Genç olurum, yaşlı olurum
Önce de insan olurum
Mavi olurum, yeşil olurum
Su olur, taş olurum
Et olur, süt olur, hayat olurum
Tüy olurum, tel olurum
Yel olurum....

Kaz dağında selvi olurum
Hava olurum, taş olurum
Renklerden renk olurum
Kanat olur, kuş olurum
Pamuk pamuk bulut olurum
Şimşek olurum, kar olurum
Gökteki yıldız olurum
Ondördünde ay olurum
Akdeniz olurum
Karadeniz olurum
Ayancık, Sinop olurum
Anadolu, Rumeli, Türkiye olurum
Al olurum, bayrak olurum
Ben olurum.....
caPRiZsiZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-11-2007, 21:01   #5 (permalink)
bYn_ArŞiw
 
caPRiZsiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4 caPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the rough
Babalar Günü

Bugün yine babalar günü
Baba hiç görmedi ki güldüğünü
Bir gün duyarsınız öldüğünü
İşte o zaman olur babalar günü

Senede bir gün anmak yetmiyor
Nesil böyle gelmiş böyle gidiyor
Bayramlarda bile elini öpmüyor
Sen bunamı diyorsun babalar günü

Bir gün onlarda baba olacak
Babanın önemini anlayacak
Babasını arasada bulamayacak
Onlar için olacak kıyamet günü.

Babam

Uzaklarda da olsa insanın sevdikleri
Ona, yüreği kadar yakındır
Gülüp oynasa bile ara sıra
Acısı hep içinde saklıdır.

İnsanın sevdiği uzaklardaysa
Bir fırsatını bulur, ona gelir
Öper-okşar ellerini
Dizlerine kapanır
Bir kez görmek
Bir kez sarılıvermek ellerine
Ona teselli verir.

Şimdi öyle uzaklardasın ki
Ne bir yol var sana ulaşan
Ne mektup, ne telefon.
Gemiler yol almaz o denizlerde
Uçakların kanatları yetmez
Kuşlar bile bilmez bu yolu
Gül kokuları erişemez.
Seninle aramızda
Şimdi uçsuz-bucaksız sonsuz.
Yalnızca seni bana getiren
İçimde duyduğum
Beni yoktan var eden sevgin.
Her geçen gün
Sevgilerle örülür hasretin!...

Bağdat Türküsü
Hastahane koridorlarında ağlayan
Ve yeni solmuş bir gülün adıdır; zeynep,
Karanlığa inat binlerce yıldızların,
Bağdat’a doğan gecenin adıdır; zeynep..
Yıkılmış kentlerin dili yoktur, bilirim…

Sevgiyle harmanlanmış dostluklar nerede!
Martın yirmisinde denize hüzün akar,
Mavinin türküsünü söyleyenler nerede!
Necef’te, basra’da yaraları kim sarar..
Anlaşılan medeniyet tarihte kalmış..

Dünyaca şanlı iki zalimin elinden,
Muharrem ayı şu ırak’a haram oldu,
Yüreklerde acılar şimdi çok derinden,
Şehirlerde talan, minik eller kan oldu,
Mazlumlarda ah, mazlumlarda şimdi figan…

Yaralı bağdat; bir kralın sürgün evi..!
Dünya tarihi on dört asırdan bu yana,
Dini bir milletleri, hiç ayrı görmedi,
En içli güfteler bağdat’lı analarda:
“Gidip gelmeyecek, dönüp görmeyecekler…! ”

Zeynep, sabah olmasını beklemektedir,
En hüzünlü dualar da gece dökülür…
Maveradan melekler gülümsemektedir,
Ve soysuz bir saltanat tarihe gömülür,
Zalime sürgün, mazluma bir cihan düşer…

Sokak başlarında koşan sonra da gülen,
Ve hiç solmayan bir gülün adıdır; zeynep..
En karanlık gecenin sabahına doğan,
Üstümüzdeki güneşin adıdır; zeynep,
Bir notanın son durağıdır; zeynep, zeynep…

Savaşlara ceza verebilseydim eğer,
Ebediyen mutluluğa mahkum ederdim.

BağdatBağdat duman olmuş tüter
Bombalarla kan içinde
Yarim asker olmuş gider
Amerikanın emrinde

Vatan millet dedik durduk
Ülkemizin her yerinde
Bu günlerde asker olduk
Zalim düşmanlar önünde

Ruhumuz kararıp coştu
Anaların hür gönlünde
Komşu bizlerle buluştu
Düşman askeri önünde
caPRiZsiZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-11-2007, 21:01   #6 (permalink)
bYn_ArŞiw
 
caPRiZsiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4 caPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the rough
Bağırmak İstiyorum


Sokulmak istiyorum kollarına
Bir gitar sesi ile
Gecenin karanlığında
Boşalan ellerimin teri soğumadan
Beni bırakma diye
Bağırmak istiyorum.

Koşmak istiyorum şehrin sokaklarında
Ansızın durup gözü yaşlı
Vitrin camlarından yıldızlara bakıp
Bağırmak istiyorum.

Sıyrılmak istiyorum
Kalabalığında şehrin
Beni terk edip gittin ya
Hayatımda ilk defa
Yorganıma sarılarak
Defolun diye.

Düşlerime bağırmak istiyorum

BağışlaYa zamanından çok erken gelirim
Dünyaya geldiğim gibi
Ya zamanından çok geç
Seni bu yaşta sevdiğim gibi

Mutluluğa hep geç kalırım
Hep erken giderim mutsuzluğa
Ya her şey bitmiştir çoktan
Ya hiçbir şey başlamamış

Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın
Ölüme erken sevgiye geç
Yine gecikmişim bağışla sevgilim
Seviye on kala ölüme beş

BağlıBeni öyle bir yalana inandır ki,
Ömrümce sürsün doğruluğu
caPRiZsiZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-11-2007, 21:01   #7 (permalink)
bYn_ArŞiw
 
caPRiZsiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4 caPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the rough
BahaneArama hayatın cilvesinde bahane.
Benim gönlüm serseri ise sana ne.
Ben gezerim meyhane birane,
Sen bilmezsin serserilik ne şahane.
Aldanırlar bize o gözle bakanlar,
Bizlerizdir bu alemde en mutlu olanlar.
Belki bir gün karşılaşırız?
Sen efendi kocanın kollarında,
Bense sersefilim hala.

BahaneEsti geçti bende kavak yelleri
Esiyor hala senin başın da
Özlemin sensizliğe boğuldu
Gönlüm deniz,gönlüm yayla

Ne sen bana sevdalı
Ne de ben sana deli divane
Avuttuk kendimizi
İşte hepsi bu,hepsi bahane
__________________
caPRiZsiZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-11-2007, 21:02   #8 (permalink)
bYn_ArŞiw
 
caPRiZsiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4 caPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the rough
BaharNe olduğu belirsiz bir bahar kendini gösteriyor yine
utanarak...
ve ben bildiğim bütün duaları okuyarak kaçıyorum
baharın aşk sarhoşluğundan.
göğüslerinden süt damlıyor çiçeklerin,
sevdaya kesiyor mevsim.
ağaçların ıslak saçları ele veriyor mevsimin şehvetini
kadın kokuyor toprak.
sipariş vermeden usulca kapıyı çalıyor aşk.

AÇIK DİLEKÇE (15439 Hit)

Görmediğim bir bambaşka durum var
Sizin şehrin kızlarında savcı bey
Yaklaşanı ta yürekten vururlar
Kan kokuyor gözlerinde savcı bey

Gayeleri gönül kırmak dal gibi
Bakışları çifte favül bal gibi
Ülkeler fethetmiş bir kral gibi
Gurur dolu pozlarında savcı bey

Kaş yaparken, göz çıkarır elleri;
Çok silahtan tesirlidir dilleri
Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri
Poyraz eser yüzlerinde savcı bey

Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz
İlk görüşte avladılar habersiz
Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz
Kebap oldum közlerinde savcı bey

Bölüştüler gönlüm ile aklımı
Davacıyım, ara benim hakkımı...
Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı?
Yorulmayım izlerinde savcı bey

ALIŞKANLIK (8776 Hit)

Bu kirli düzenin düzenbazları
Azrail'e rüşvet vermeyi dener
Ölünce dünyanın en kurnazları
Torpille cennete girmeyi dener

ANADOLU GEZİSİ (6209 Hit)

-1-

Ter kokuyordu Çukurova tarlaları
Irgat Türküleri duyuluyordu uzaktan
Ekin biçiyordu yalınayak köy kızları
Elleri kabarıyordu oraktan.

Gökbelen dağlarına yağmur yağıyordu;
Yetimler mahallesinde bir çocuk ağlıyordu

-2-

Kan kokuyordu doğunun çimenli yayları;
Silah sesleri geliyordu Şırnak'tan.
Oğulsuz koymuşlardı ak saçlı anaları;
Tütünler tedirgin olmuştu ocaktan.

Cilo dağlarında kamalaklar üşüyordu;
Garipler köyünde bir gelin düşünüyordu

-3-

Yosun kokuyordu Karadeniz'in mavnaları;
Yırtık havalar döküyordu parmaktan.
Bıçak gibi bir soğuk biçiyordu baharı;
Dal boylu gençler gidiyordu bıçaktan.

Ilgaz dağlarında kurtlar uluyordu.
Bekarlar kahvesinde bir adam uyuyordu.

-4-

Şehvet kokuyordu Ege'nin bereketli ovaları;
Taze bedenler soyuluyordu ahlaktan.
Tedirgin etmişlerdi bizim havaları;
Yadırgı seleri geliyor plaktan.

Çatalkaya dağında kartallar dönüyordu;
Bir nesil yaşıyor, bir tarih ölüyordu.

AYIP (9534 Hit)

Kara gözlüm bu ayrılık yetişir,
İki gözüm pınar oldu gel gayrı.
Elim değse akan sular tutuşur
İçim dışım yanar oldu gel gayrı.

Ayların sırtında yıllar taşındı,
Sanma ki garibi eller düşündü.
Bebekler evlendi,yollar aşındı
Kozalaklar çınar oldu gel gayrı.

Hesap et sen,gurbet ile
Otuz ay tutuldu kolay mı dile?
Hapisler,sürgünler,esirler bile
Sılasına döner oldu gel gayrı.

Gönlüm sende,gözüm yollarda durdu,
Saat isyan etti,takvim kudurdu.
Hasret hançerini bağrıma vurdu
yüreciğim kanar oldu gel gayrı.

Emeği boşadır yuvasız kuşun...
Nerdeyse toprağa değecek başın.
Beni düşünmezsen kendini düşün
Herkes seni kınar oldu gel gayrı.

AYNALARIN ÖTESİ (12899 Hit)

Her ne kusur varsa geçen zamanda;
Suçsuzdur aynalar, ela gözlü yar
Mecnunlar Mevla'yı bulursa canda,
El olur Leylalar ela gözlü yar

Güzel açar güzelliğin sergisin
Gün ağartır kara saçın örgüsün...
Muhabbet faslında ölüm türküsün
Kim söyler, kim çalar ela gözlü yar

Estikçe iş çıkar işin içinde;
Gençliğin hasret yer sevda göçünde
Bilmez misin, dört mevsimin üçünde
Kar olur yaylalar, ela gözlü yar

Alı al, yeşili yeşilde ara;
Ahirete gider kalbdeki yara...
Ne yapsan bir daha çıkmaz dallara,
Dökülen ayvalar ela gözlü yar

Vakit dolar, nakit biter kasanda...
Sevda bir kitaptır gönül masanda;
Okusan da olur, okumasan da...
Kapanır sayfalar ela gözlü yar

AYNANIN İKİ YÜZÜ (5581 Hit)

Bir zirvede habire şiştikçe şişene bak
Bir tabanda her adım yıkılıp düşene bak
Bir ülke yansa bile yan gelip yatanlara
Bir yangın söndürmeye çarıksız koşana bak.

AYRILIK HAVASI (7759 Hit)

Ben nefret eyledim sizin gerçekten
Yalanı severim, yalanı gayrı
Tiksindim bülbülden, gülden çiçekten
Yılanı severim, yılanı gayrı


Yıllarca boş yere canımı sıktım
Nihayet yol buldum çığırdan çıktım
Beyden efendiden sayından bıktım
Ulanı severim ulanı gayrı


Sapıtmış bu diye beni yeriniz
Hakkımda bin türlü hüküm veriniz
Omuzumda yüktür dirileriniz
Öleni severim öleni gayrı

BALABANIM (5495 Hit)

Geldi gönderdiğin şiirden mektup
Arada bir böyle yaz Balaban'ım
Zaman siciminin ucundan tutup
Bazen bağla, bazen çöz Balaban'ım

Fikir gölü derinleşir girdikçe
Dostluk gülü gümrah açar derdikçe
Sıhhat, zaman, mekan, imkan verdikçe
Cevapsız bırakmam, söz Balaban'ım

Ahval-i aleme kafayı takma
Allah Kerim, sabrı elden bırakma
İlmi düstur eyle, imanı sakla
Gayrisi savrulan toz Balaban'ım

Huzur içte gerek, kabukta değil
Vuslat acelede, çabukta değil
Akıl da baştadır, topukta değil
Çile yemekteki tuz Balaban'ım

Ahlakı, töreyi kenara atan
Dine 'Afyon' diyen, vatanı satan
Müslüman olamaz, Türk değil zaten
Dayanmaz görmeye göz Balaban'ım

Demişler ya 'Kuvvet birlikten doğar'
Kar, yağmur zamanı gelince yağar
Nasihatım o ki dinlersen eğer
İşaret 'ben' değil 'Biz' Balaban'ım

Çevremizi saran türlü ihanet
Gün geçtikçe görünüyor daha net
Başlangıçta bilmek değil kehanet
Bağrımıza girmiş köz Balaban'ım

Zaman geldi esir olduk maddeye
Zaman geldi hasır olduk caddeye
Zaman geldi küsur olduk şetteye
Daha bunlar bize az Balaban'ım

Dört yanımı gurbet yazmış kaderim
Dosttan mektup gelir, biter kederim
Gözlerinden öper, selam ederim
Aydınlık günlerde gez Balaban'ım

Daha Ne Kadar Sürecek Bu Kaçışlaryine nazlarda
yine kaçışlardasın
kaç bakalım
daha ne kadar sürecek bu kaçışlar...

ne zaman sussam
ve ne zaman kötü olsam
sanki hiç sevmiyormuş gibi
sanki tanımadığın biriymişim gibi
umursamaz ve rahat tavrınla
deli edercesine beni
kaç bakalım
daha ne kadar sürecek bu kaçışlar...

oysa ben
kararımı vermişken
tam gidecekken
gitme diyen sen
sensiz ne ederim diyen
sonra yine kaçıp giden
kaç bakalım
daha ne kadar sürecek bu kaçışlar...

sarsa bedenimi kordan geceler
titretse ruhumu,eritse düşünceler
duymasam sesini kahrolsam
çıldırsam alamasam senden bir haber
kaçma artık yeter
kaçtıkça herşey biter
sus ağlama,bağırma öyle
hem kızmada
gitmem gerekiyor
bakma yüzüme öyle
sadece sus,bu bana yeter
bir kelime bile konuşma
ne sesin duymak isterim
ne görmek yüzünü
sakın ümitlenme
artık dönmem geri
yasta tutma arkamdan
tek bildiğin şeyi yap yine
hadi kaç
sen kaçtıkça
yürek dolusu sevgiler
uğruna serilmiş ömürler
bir bir kaçıp giderler
kalplerinde sana yer verdiler
hani şimdi nerdeler
diye sorma sakın
şimdi onlar çok uzaktalar
geride bir sen
birde vicdanını bırakarak
kaçıp gittiler
hadi şimdide kaç göreyim seni
hadi kaç ey sevgili
vicdanından da kaç göreyim seni
dememişmiydim sana
daha ne kadar sürecek bu kaçışlar

Daha Ne Kadar Sürecek Bu Kaçışlaryine nazlarda
yine kaçışlardasın
kaç bakalım
daha ne kadar sürecek bu kaçışlar...

ne zaman sussam
ve ne zaman kötü olsam
sanki hiç sevmiyormuş gibi
sanki tanımadığın biriymişim gibi
umursamaz ve rahat tavrınla
deli edercesine beni
kaç bakalım
daha ne kadar sürecek bu kaçışlar...

oysa ben
kararımı vermişken
tam gidecekken
gitme diyen sen
sensiz ne ederim diyen
sonra yine kaçıp giden
kaç bakalım
daha ne kadar sürecek bu kaçışlar...

sarsa bedenimi kordan geceler
titretse ruhumu,eritse düşünceler
duymasam sesini kahrolsam
çıldırsam alamasam senden bir haber
kaçma artık yeter
kaçtıkça herşey biter
sus ağlama,bağırma öyle
hem kızmada
gitmem gerekiyor
bakma yüzüme öyle
sadece sus,bu bana yeter
bir kelime bile konuşma
ne sesin duymak isterim
ne görmek yüzünü
sakın ümitlenme
artık dönmem geri
yasta tutma arkamdan
tek bildiğin şeyi yap yine
hadi kaç
sen kaçtıkça
yürek dolusu sevgiler
uğruna serilmiş ömürler
bir bir kaçıp giderler
kalplerinde sana yer verdiler
hani şimdi nerdeler
diye sorma sakın
şimdi onlar çok uzaktalar
geride bir sen
birde vicdanını bırakarak
kaçıp gittiler
hadi şimdide kaç göreyim seni
hadi kaç ey sevgili
vicdanından da kaç göreyim seni
dememişmiydim sana
daha ne kadar sürecek bu kaçışlar

Daha Ne Kadar Sürecek Bu Kaçışlaryine nazlarda
yine kaçışlardasın
kaç bakalım
daha ne kadar sürecek bu kaçışlar...

ne zaman sussam
ve ne zaman kötü olsam
sanki hiç sevmiyormuş gibi
sanki tanımadığın biriymişim gibi
umursamaz ve rahat tavrınla
deli edercesine beni
kaç bakalım
daha ne kadar sürecek bu kaçışlar...

oysa ben
kararımı vermişken
tam gidecekken
gitme diyen sen
sensiz ne ederim diyen
sonra yine kaçıp giden
kaç bakalım
daha ne kadar sürecek bu kaçışlar...

sarsa bedenimi kordan geceler
titretse ruhumu,eritse düşünceler
duymasam sesini kahrolsam
çıldırsam alamasam senden bir haber
kaçma artık yeter
kaçtıkça herşey biter
sus ağlama,bağırma öyle
hem kızmada
gitmem gerekiyor
bakma yüzüme öyle
sadece sus,bu bana yeter
bir kelime bile konuşma
ne sesin duymak isterim
ne görmek yüzünü
sakın ümitlenme
artık dönmem geri
yasta tutma arkamdan
tek bildiğin şeyi yap yine
hadi kaç
sen kaçtıkça
yürek dolusu sevgiler
uğruna serilmiş ömürler
bir bir kaçıp giderler
kalplerinde sana yer verdiler
hani şimdi nerdeler
diye sorma sakın
şimdi onlar çok uzaktalar
geride bir sen
birde vicdanını bırakarak
kaçıp gittiler
hadi şimdide kaç göreyim seni
hadi kaç ey sevgili
vicdanından da kaç göreyim seni
dememişmiydim sana
daha ne kadar sürecek bu kaçışlar

Daha Nice ZaferlereKimleri sevdim ?
Hatırlamıyorum......
Kimlere,"Seni Seviyorum !" dedim de,
Bir "Seni Seviyorum !" diyenim olmadı ömrümde .
Namlusu kırık bir gül ile ,
Mermisi yitik bir karanfil kaldı ellerimde .
Üçüncü Dünya Savaşı görülmemiş şu zavalı alemde ,
Ben ki ,
Bilmem kaç Yüzüncü kalleşin hazin mazisi ...
Ben ki ,
Bilmem kaç Yüzüncü savaşın cesur gazisi ...
Daha nice zaferlere ,
Daha nice zaferlere ....

Daha UsTaş atar aylara günlere gezegenlerden o,
Avuçlarında en bağnaz inanış, soyunuk.

Ver sen bir ölçek, bir ölçek daha, bin yıl ötesinden,
Aç gömüleri Dara'nın soyunuk.

Emmez ki bebe, dolmaz ki bebenin annesi,
Nice emse emdirse, anlam soyunuk.

Bir kurt ulumaz, ama kılları delice büyür,
Bakımsız ormanlara, mağaralara, soyunuk.

Yetmiyor, yetmiyor bana bu yeryüzü yalnızlığı,
Burda bütün sevdiklerim soyunuk.

Daha Yaşanacak Çok Güzellikler VarÖlümden korkma
Ardında pişmanlıklar yoksa
Arkanda yarım kalan işler
Kırık kalpler bıraktıysan
Haklısın üzülmekte ölüme

Korktuğum ölüm değil asla
Kapının vakitsiz çalınması
Tanyeri ağaranda
Güneşin batması

Sevgili dost
Bilirim meşgulsün
Alacağın çok can var
Var sen biraz daha oyalan yine de

Gidecek değilim bir yerlere
Buradayım
Lakin
Daha yaşanacak çok güzellikler var.

Dahası Var mı?Gülü kıymet bilen dersin demişsin,
Dermişim, dermişim dahası var mı?..
Derebilen gönül versin demişsin,
Vermişim, vermişim dahası var mı?..

Ne vardı bilmem o gün üzerinde,
Görür görmez akıl koymadın bende,
Güzellik adına her şeyi sende,
Görmüşüm, görmüşüm dahası var mı?..

Durmasan, çağlasan hep aksan bile,
Deli gönlüme bir tuzaksan bile,
Hatta ne bileyim yasaksan bile,
Sevmişim, sevmişim dahası var mı?..

Sevgime saygı da katmış özümden,
Sakınmıştım seni iki gözümden,
Ne ettiğim yemin ne de sözümden,
Dönmüşüm, dönmüşüm dahası var mı?..

Gizlemen anlamsız bunu erinden,
Biliyorum sende sevdin derinden,
Gönül kafesine en zor yerinden,
Girmişim, girmişim dahası var mı?..

Çağırmamış olsan, demesen de gel,
Alır ***ürürdü beni esen yel,
Kaç kez ellerimle zülfünü tel, tel,
Örmüşüm, örmüşüm dahası var mı?..

Bire beş katıp da saydıklarına,
Kulak asma sakın duyduklarına,
Varımı yoğumu ayaklarına,
Sermişim, sermişim dahası var mı?..

El alem yatarken kış uykusunda,
Yol aldım ben sevgi okyanusunda,
Lafın özü şu ki; aşk hususunda,
Ermişim, ermişim dahası var mı?..

Cenneti gösterdin yemeği yerken,
Ardından cehennem, demedin erken,
Sayende, sayende daha yaşarken,
Ölmüşüm, ölmüşüm dahası var mı?..[
__________________
caPRiZsiZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-11-2007, 21:02   #9 (permalink)
bYn_ArŞiw
 
caPRiZsiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4 caPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the rough
Daima Sen


Seni saran ellerimi,
Başka eller tutsa da!
Sana bakan gözlerim,
Yaşlarla dolsa da.
Sevginle çarpan yüreğim
Paramparça olsa da
Aklımda daima sen olacaksın

Yıllar sensiz geçse de,
Anılar köreltse de
Ömrüm bitip tükense de
Bil ki sevgilim son nefesimde bile
Kalbimde Daima sen olacaksın...

DalDağ uzanı gökyüzüne,
Ölüler karanlığa uzanı.

Nerelerden nerelere varır yaşamak,
Acıdan, iğde sarılığından, düşünüden uzanı.

Sever misin, öpüler ardı boş,
İşte bıraktığı güzelin, bir çirkin uzanı.

Yankılar, gezegenlerden ağrı gelip gider,
Başı kopmuş gök mamurlarından bir uzanı.

Uzandığımız, belki de bu gece, belki de bu yatakta
En bilinmeze uzanı.

Dalarken Gözlerine( içimde bulutsun , bu yürek seni nasıl unutsun... ??)

bir bulut sandım seni bu da yağar gider demiştim
nerden bilecektim kirpiklerimden döküleceğini
razıyım ya gözümün önünde gökyüzünde kal
ya beni de ***ür bu özlemi uyutamıyorum

yine gölgen üstüme yürüdü
özlem dolu dolaşmalarım ondan
ömrümden uzun olsa da bu aşk
her gece sensiz gece aysız doğmazken

bu sevginin işkencesine katlanarak yaşıyorum
her gün çürürken özleminde ölüm bile hoş gelir
sensizlik artık zehir gibi seni senden istiyorum
bak kapadım gözlerimi düşlerime düşersin diye

bir başka yaşamaktayım bir başka ölürken
gel vefasız olma bu mahsun sevgime karşı
istemem sen dışında kimse gelmesin yanıma
görmek istemem kimseyi dalarken gözlerine
__________________
caPRiZsiZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-11-2007, 21:03   #10 (permalink)
bYn_ArŞiw
 
caPRiZsiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: ınglızceden çakmam ne dıon anlamadım
Yaş: 19
Mesajlar: 655
Tecrübe Puanı: 4 caPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the roughcaPRiZsiZ is a jewel in the rough
Suya yazıyorum artık gülüşlerimi,
Gözyaşlarımı dağ yamaçlarındaki kaya parçalarına,
Yüreğim doğmamış bir serçe kanadında...

Baharı bekliyorum bir cemre telaşında...
Birinci cemre suya,
Gülüşlerim ısınacak!
İkinci cemre toprağa,
Gözyaşlarım susacak!
Üçüncü cemre tabi ki havaya,
Yüreğim serçe olup kanatlanacak!

Aşk!
Bahar oldum,
Cemre beklerim!
Su gibi akıp giden gülüşlerimle,
Mıh gibi kazınıp kalan gözyaşlarımla,
Ve doğmamış bir serçe kadar uçmaya acemi yüreğimle!
Gel beni bin yıllık kışımdan,
Baharındaki cemrelerinle uyandır artık!
Ey aşk!

Bahar Sevdalarında Üşürsünsönen bir ufkun aydınlığında beyaz sevda
esintileri gelirken yüreğine,
son vapurun kalkacağı rıhtımda,görmeden
sevda güneşini, gidecekmisin sen.
seni görmek için gelirim istersen,son kez
sana sevda pınarlarından,
bana ancak benden çok sen yetersin,anlarsan
eger yüregimin avuçlarında.
sevdanın her hecesi aşktır bana,ismine
sevgiler yazıldı, ölümü olmayan,
kirpiklerim örtsede gözlerimi,vuram
vuram yıllar gelir,usanmaz beklerim seni.
bahar sevdalarında sevdamla üşürsün
bedenin titrer,bensizliğe sarılırken,
ağıtlarımı koynumda gizledim,ağladığımı
görme sakın,hüzün akşamlarında.....

Bahar Ve Sen

Ne Zaman Seni Düşünsem
Ala Bir Ceylan Dolaşır Kırlarda
Ağaçlar En Güzel Yemişlerini Verir
Kuşlar Cıvıldar Dallarda

Ne Zaman Seni;
O Gülen Gözlerini Düşünsem
Al Bir Güneşdir Doğar İçimde
Umut Ekinleri Büyür
Sevda Rüzgarları Eser Gönlümde...
Kelebekler Konar Ellerime...

Ne Zaman Seni Düşünsem
Kekik Kokulu Yarim,
Bir Bahardır Kaplar Benliğimi
Havaya Aşk Kokusu Dolar
Alır ***ürür Sana Yüreğimi

Bahara Az KaldıDöndüm işte geriye
Ne elim başkasına değdi
Ne dudağım başkasını öptü
Başka biriyle göz göze bile gelmedim
Ara sokaklarda senden başka kaçamağım olmadı
Döndüm işte geriye
Ben yine aynı ben
Biraz boyum uzadı
Çok az kilo aldım
Kemanımın telleri kırıldı
Akordu bozuldu
Şarkı söyleyemedim sen yokken
Kimse bana eşlik etmedi
Zaten yazdığım şarkıları da senden başkası bilmiyor
Sen giderken yazdığım şarkı yarıda kaldı
Seni düşünmekten devam bile edemedim
Tek düşündüğüm sensizken ben
Dedim ya döndüm artık
Şarkılarım senden yana
Aşkı özledim sensiz
Vazgeçilmez alışkanlığım
Çok şükür geçti artık
Bırakalım her şeyi
Unutalım
Boş verelim olup biteni
Anladım senden başkası yar olmaz bana
Düğünümüz olsun bahara
Gidelim uzaklara
Bir evimiz olsun
Bir de küçük bebeğimiz
Bahçede de güllerimiz
Ben işe gideyim
Sen evde beni bekle
Hayat sürsün böylece
Ne yerimizi bilen olsun
Ne sesimizi duyan
İkinci bahara az kaldı
Yapraklar dökülmeyecek
Kuşlar gitmeyecek
Geriye döndüm artık
Seninleyim
Kalbim seninle
Acılar hiç dönmeyecek
Sevinç çığlıkları yükselecek
Bu rüya bitmeyecek
Masal sürekli devam edecek
Seninleyim artık
Kavuştum Allah’a şükür

Bahara SelamBir Bahar sabahı uyandığımda
Kuşların cıvıltısı ile canlanıverdim
Tabiatın dirilişi,güneşin kızıl ışıkları
Can veriyordu sanki kıraç topraklara

Tomurcukları henüz açmamış çiçekler
Sevinçten yüzüme gülüyorlardı sanki
Yaşama merhaba diyen menekşeler
Toprak kokan çimenlerde gizleniyordu

Bir bahar akşamı ise gün batımında
Güneş elveda derken bulutlar arasından
Mehtap ve yıldızlara seni sordum
Ama gözlerim boşlukta kaldı kutup yıldızında

Her ilkbahar gelişinde seni görürüm
Sanki sarı papatyalar arasında ararım seni
O zaman dalarım yine mevsimlere boş ve uzunca
Kardelen çiçeğine elveda derken,bahara selam derim.

Baharı Sana Bırakıyorumta uzaklardan
tarihin öte yakasından geldim
adıma güneşin çocuğu dediler
aydınlıklar döşedim yoluna
bulutlardan hüzünler yüklendim
zulana bıraktım mutluluğu
mevsimlerden hazanı yüklendim
baharı sana bıraktım
geçerken sevda denizinden
patikalarında konakladım yaşamın
yine de uslanmadım
zulmün gözüne batarken
sevdalar nakışladım gülüşüne
ve yürürken uçurumlardan
kanım düştü toprağa
yine de uslanmadım
cemreler düşerken mevsime
bahçene güller ektim

Baharın Desenleri

Ağaçtaki kırağılar dökülüyor Almus’tan yamaçlara
Kuşlar uçuşuyor bir anda ses katmak için bahara
Derenin buzulları çözülmeye başladı ertesi ertesine
su şarıl şırıl sesleri desenliyor canlılığa
Tepe de, çocuklar ve yine kuş cıvıltıları öfkesinde
Gökyüzü berrak ve lekesiz
Tokat’ın eteklerinde
Gelinlik giymiş bir gelincik tabiat şahlığında
Hepside boy verdi tabiatın ilk irkiliş canlılığında
Biraz solumda karınca katarları Hızır gibiler
Mizgin'liyorlar bize çalışanların kazanacağını
Biraz sağımda tembeller uykuda hala
Uyanmadılar onlar...
Kaybetmeye hazır Nazır gibiler
Kimileri daha kapanık
Ağustos böceğini oynuyorlar
Tıpkı ağaçtan kopuk
Çürümeye mahkûm kavuklardalar
İş’e yaramayan anlarla kuytulukları
Küflenmiş yaprakların dibinde
Uzun ölümlere yolculuk seçmişler
Kesilen bir ağacın kütüğünde
Bin Dersim çiçeğidir,
Tohum dökerek irkilenler...
Bir babacan yürek ansız, hesapsız ve kaygısız
Er gibi doğacak, bir can misali pultusuz
Namusluca toprağa düşerken
Gökyüzünün berrak ve lekesiz şahitliğinde
Almus'ta haykırabilmek var yine de...
Yüreği gelinlik giymiş tabiat ana’nın
Kollarında kan-revan içinde,
Gidebilmek yine de...

Baharla

Dağlardan kalkan kar
Dağlara çekilen kuşlar
Umurumdadır.

Yediveren güldür gövdemde hayat
Kırk çiçek açan duvar önü yastadır
Kış mevsimi
Evin içinde küstüm çiçeği rahat
Bin nazla koklatır kendini.

Gizlisinde ateş yakan avcının
Hayra yorulmaz düşü
Cevahir ömrü çürütemez zindanda
Zor ölümlü zorba saltanat
İşkence olur insana
Sevdasız geçen her gündönümü.

Yaşanılası ve Ferhat
Bir düğün kurulur dağlarda
Çiçek alaylı gelin
Bahçe kapısından girerken
Yüz görümlük sevinç ister
Düş arsızı beton evden
Gülümse gülüm zamanıdır
Koy saksıları bahçeye
Karşılasın iki mevsim arası sevdayı kalbin
Pencereni aç avunmaz türkülere.

Yine gelir Bahar
Uçurumda eriyen kar
Can verdiği nehre akar.

Bahtim Utansin BahtimYürü yüregim yaya
Gir dertlerle siraya
Derman çare degildir
Içinde ki yaraya

Kim ne derse inanma
Zaman ilaçtir sanma
Çaresiz çekeceksin
Dayan ya da dayanma

Yikildi gönül tahtim
Böyle degildi ahtim
Kime ne diyeyim ki
Bahtim utansin bahtim

Eri yüregim eri
Giden döner mi geri
Ellere vatan oldu
Senin gönlünün yeri

Kimseyi bosa anma
Günes dogacak sanma
Bu is burada bitti
Ister yan ister yanma

Neylesin ki hayatim
Hayatla bitti dansim
Beni bu hale koyan
Sansim utansin sansim

Bak Bir Kendine

Sende yaz okuyalım beni kınama
Yazamıyorsan başkalarını sınama
Küfürle ne geçecek etsen de anama

Aynada görme kendini boşluklar şahı
Baksana neler gelir başına alırsan ahı
Gel bana bir gün anlarsın doğruyu hakkı

Ruhsuz insana şiir okunmaz ne anlar
Gül menekşe neymiş ki odundan anlar
Ona bu laf oturdu hamurdan iyi anlar

Eleştirmekle ne geçiyor ellerine dürtte uyandır
Aşk ateşi desem aklına gelir döner kebap tandır
Kabadayı sanmayın gelemez karşıma nadandır.

Bak Benim Halim Budur

Gözlerim görmesin seni bir daha,
Dilim söylemesin adı'nı defalarca;
Adı'nı çıkarmak istiyorum aklımdan,
Gözleri'ni silmek istiyorum gözlerimden,
Sevda'mı söküp atmak istiyorum kalbi'mden,
Sence yapabilir miyim? Bu dediklerimi;
Sence unutabilir miyim? Seni,
Hayır, unutamam ben seni,
Adı'nı aklımdan,
Gözleri'ni gözümden,
Sevda'mı yüreğimden çıkarıp atamam asla…

Bak Bir Hayat Kayıyor

İşte şimdi bitti...
Artık bitti.
Gerçekten.
Yani bitmeli.
Tam on yıl sonra anladım,
Bitmesi gerektiğini.

Beklemiştim...
Belki seversin diye
Sevdin;
Öyle mi?
Ben öyle sandım
Ama zaman göstermişti bana
Bunları yalan olduğunu
İnanmadım bunun olabileceğine
Yine de sevdim,inadına;

Bekledim...
Birkaç sene daha
Evet beklediğime deydi
Bu sefer gerçekten sevdi
Öyle mi?
Ben öyle sandım
Sana gene kandım

Bekliyorum...
Öyle mi?
Sen öyle sanıyorsun
Artık her şey bana yalanlarını gösteriyor
Senin yalanlarını
Ve senin başlı başına bir yalan olduğunu

Evet...
Biliyorum sen de şaşırıyorsun
Herkes gibi;
İlk defa seni unutmaya çalışıyorum.
Unutacağım...
Artık başkası var
Gördüm artık yalanlarını

Bitti...
Unutacağım...
Artık başkası var...
Öyle mi?

Bak Gözlerime Uyanıver Derin UykudanBak gözlerime uyanıver derin uykudan
Al sevdanla savur dağlara kırılmadan
Bir rüzgardı alıp esintilerle beni ***üren yere
Şimdi hasret var yüreğimde can damarlarımda

Kaç zaman geldi geçti hesaplasana
Neler yapılırdı yanımda olsan
O dağlardı beni senden ayıran
Şimdi hüzün var şimdi derin uyku var gözlerimde.

Artık taşımaz oldu bedenim hasretliğini
Bu acı haykırışların sonu olmalı
Nerde O eski sevdam bir yudum su idi içildi.
Bak ey yar zaman bana onu da içirtti..

Can dediğin bir nefes alıp bir anda verirsin
Yurt bağımsız yüce oldu gözlerinle
Ey sesime çığlık olan göz pınarım
Verilmeden yetiş soluğuma sokul usulca yanı başıma..

Bak Güzelim


Bak güzelim,
Güneşin battığı denizlere bak,
Orada benim yüreğim var.
Kıyasıya uçuşan martılara,
Birbirleriyle oynaşan balıklara bak,
Orada benim yüreğim var.
Dalındaki menekşeye bak,
Dalından kopardığın güle,
İçtiğin tatlı suya bak,
Orada benim yüreğim var.

Bak güzelim,
Hüzünle dinlediğin şarkılara bak,
Orada benim yüreğim var.
Coşkusuyla anlattığın her cümleye,
Kahkahasıyla güldüğün yüreğine bak,
Orada benim yüreğim var.
Zamanın getirdiği yere bak,
Çaresiz kaldığın güne,
Soluduğun şehirdeki havaya bak,
Orada benim yüreğim var.

Bak güzelim,
Başını koyduğun yastığa bak,
Orada benim yüreğim var,
Yalnızlığını hissettiğin gecelere,
Hayalini kurduğun umutlara bak,
Orada benim yüreğim var.
Unutamadığın bu sevdaya bak,
Beyazlar içindeki haline,
Elinde tuttuğun çiçeğine bak,
Orada benim yüreğim var.

Bak Hadi Aynaya Bak

Aşk suyunun dev dalgalarında yıkanalım..
Sulara yazmayalım yaşanacakları..

Ankara’da ne mi var?
Arzu var…
Özlem var…
Güzellik var…

Neredemi?
Bak hadi aynaya bak..
Birde bak diyene…

Kadr’in ile daha güzel anlar…
Onurun yakamoz dolu…
Mis kokuyor tenin…

Ama inliyor..
Gökyüzünde eğreti duran…
Boş..Bomboş
Bensiz anların…

Bir sen..
Birde ben bilelim ...
Dudaklarımızdaki kar tanelerini..

Ankara’da sevgi var…
Neredemi?
Bizde güzelim bizde…

Bak hadi aynaya bak…
Birde bak diyene…

BakarsakZarif bir huzundur bembeyaz dolasan kuguya bakarsak
Mucevher titresimleriyle mutereddit bir aksam suya bakarsak
Fazlasiyla isindi deniz kaynadi kaynayacak
Dipten bir deprem yaklasiyor suyun
uzerindeki buguya bakarsak
Ne kadar yoksul ve ciplak gorunurse
gorunsun agaclar
O kadar yakindir ilkbahar ozsuyu yurumus
dallara ugultuyla bakarsak

BakiKendi bahçesinde dal olamayanın biri
Girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor

Bakıp Bakıpbu gece çok ağladım
resimlerine bakıp,bakıp
kınadım.
mektuplarına bakıp,bakıp
ağladım.
davetini hatırlayıp , hatırlayıp
iğrendim.
kendime bakıp, bakıp
acıdım.
seni sevmediğimi
işte böyle anladım.....

Bakır Tenli Yapraklar Bak, ölüm güzü kıskanıyor
şimdi ıssızdır onun sevimli kedisi
ve herkes onun el değmedik yerleri olduğunu sanıyor.
uzuyor defterine uğrayan kan lekesi

senin kuşların olurdu mevsimi yolculuklara çağıran
içli taşra kızların gizemli eviçleri
kapıların olurdu korkudan çok denizlere açılan
o denize açılan ellerin nerde şimdi?

yine bir güz büyümekte kanında gölgelerin
o üzünç orduları tarlalar çiğnemekte
bak, ölüm güzü kıskanıyor
mevsimi aşka çağıran kuşların nerde senin
güze el değdirmeyen ellerin nerde?

Bakire Düşlerilk günden son güne hasrete koyul
el pençe divan dur önünde eğil
bu gönül işine akıl kâr değil
sevilmez sevdiğin el kaıir sana

sen gelecek için durma hayal kur
o ayrılmak için bahane bulur
her seşim dediğin bir hayal olur
gözde boz bulanık sel kalır sana

bir hayat başlar ki sessiz ve durgun
kalırsın ona hep sevdalı vurgun
sonunda bakarsın aslında yorgun
bir kaç tane beyaz tel kalır sana

acı elem keder sabrın taşırır
isyankar duygular yıkar yıktırır
hasret bağdaş kurup efkar bastırır
gurbete uzanan yol kalır sana

gurbet yüreğinde sen diyar diyar
mutlu gün görmeden olacaksın ihtiyar
onun ömrü sendir günü bahtiyar
ızdırap, gözyaşı bal kalır sana

hiç gelmez ayrılık aklına önce
gerektigi gibi düşünemeyince
ayrılık bahtınla bütünleşince
bir kırılmış kanat kol kalır sana

mutlu zannedersin kendi yanında
sırtını döner en zayıf anında
hasretle tarumar isin sonunda
çesmeden farksız iki göz kâr kalır sana

hasretle atesle yanmakta sine
bedduam tarumar dönersin yine
dilerim bir ömür kendi kendine
bakire düşlerin dul kalır sana

Bakırköy'den Mektup VarSensizdim kendime bir iş aradım,
Baştan savıp asabımı bozdular.
Hatırşinas dostlarıma uğradım,
Sağolsunlar müdür beye yazdılar.

Müdür bey gerçekten yufka yürekmiş,
İşim inşaatta kazma kürekmiş,
Bir sağlık raporu almam gerekmiş,
Tam teşekkül hastaneye yazdılar.

Yağışlı gözümün hazan çağı da,
Olur olmaz yerde başlar ağıda,
Sinir servisine giden kağıda,
Aklından zoru var diye yazdılar.

Bir saat anlattım tek bir buseni,
Doktorlar efsane sandılar seni,
Belki de alaya aldılar beni,
Belki palavracı diye kızdılar.

Bir ara sensizlik krizim tuttu,
Bilmem ki o anda ne olup bitti.
Hekimler heyeti havale etti,
Acil vak’a Bakırköy’e yazdılar.

Bu çağda bu sevda abes dediler,
Cezası çelikten kafes dediler,
Ben kime ne yaptım,ne istediler,
Bana bu çukuru niye kazdılar.

Burda ne sen varsın, ne de bir iş var,
Üç adım voltalık gidiş geliş var.
En ayıp sözlerle kaplı dört duvar,
Bunca küfrü kime ,niye yazdılar.

Açmak için zahmet etme zarf açık,
Hala bana sevgin varsa birazcık,
Mektubumu alır almaz yola çık,
Gözyaşlarım bir acayip azdılar.

Bakışlarbarışmak isteyen umutlarımı denizlere attım
lastikle yakılmış bir hıdırellez gününde
şişelere itinayla yerleştirdim
gönderirken körfeze
önce boşlukta gezindiler isteklerim batmadan önce
attıklarımı geri almadan
körfezden çıkıp geldiler sessizlikler içinde
kendimi yargılarken savcı edasıyla
seni nasıl üzdüm elime bir çiçek almadan
bu yüzden
bir senin giderken ki kızgın bakışını
bir beni devamlı döven kimya hocasının bakışını unutamadım
*
önce gözlerim
sonra dilim sürgülendi gidişine
imbatlı körfeze yine bir gemi yanaşıyor
başka bir gemi çapalarını palamarsız alırken
gidenler el sallıyor
gelenler el sallıyor
gözlerimin dolaştığı yerlerde
gidenlerin ayak sesleri kaldı İzmir sokaklarında
bir senin gelen ayak sesin yok gittiğinden beri
bu yüzden
bir senin giderken ki kızgın bakışını
bir beni devamlı döven kimya hocasının bakışını unutamadım

Bakışların

Kuytularda saklarsın bakışlarını
Ve gözlerinde toplarsın bütün yıldızları
Bazen bir yıldız kayar gözlerinden yüreğime
Bazen karanlığa konan kus
Bazen karanlıkta saklambaç oynayan çocuk olur bakışların.

Tutunsam gözlerindeki yıldızlarına
ve yüreğine dokunsam
yanar mı ellerim.

Dur kaçırma gözlerini gözlerine hasretim
Bırak kâinattaki geceyi gözlerinde seyredeyim

Bakışların karanlığa yuva yapan kus
Bakışların karanlıkta saklambaç oynayan çocuk
Bakışların sonsuzluğa açılan feza
Bakışların bazen bir umut bazen bir ceza

Tutunsam gözlerindeki yıldızlarına
ve yüreğine dokunsam
yanar mı ellerim.

Dur kaçırma gözlerini gözlerine hasretim
Bırak kâinattaki geceyi gözlerinde seyredeyim

Bakışların Güzeldi

Bakışların güzeldi onları sevmiştim ben
Bir bakardın başkalaşırdı her şey
Anlamı vardı sanki her bir bakışının
Yorulmadan bakmak isterdim hep
Ama her defasında yorgun düşerdim
Erirdim , nefesim kesilirdi , ölürdüm her defasında
Rüya gibi gelirdi geçen her dakika
Rüyaydı , farkındaydım
Ömrümü uzatırdı bakışların
Sorgusuz sualsiz yaşardım
Di'li geçmiş zamanların öncüsü kaldın şimdi
Aklıma geliyorsun ; ama artık heyecan getirmiyorsun ki
Diyorum ki ; bendeydi hata ,
Diyorum ki ; rüyaydı öyle kabullenmiştim başını
Diyorum ki ; iyi ki uyanmışım.

Bakışlarının Bir Anlamı Olmalı




Yoksa eğer O boş gözler boşuna bakmaz
Sevdiğini seçer Eşini sever...
Bakışlarının anlamı olmalı
Duygu yüklü bir kalp artık açılmalı
İçinde ne değerler var hissediyorum
Asıl gerçekleri ben biliyorum
Melekler haber veriyor. Azrail’den duyuyorum
Senin adını kâğıdımın en üst köşesine yazıyorum
Benimkine yer bulamıyorum
Boş olan yerlere seninkini yazarım diye kıyamıyorum
Kalbimi sorma... Her gece seni stokluyorum!
O masum gözlerin içinde biraz ben kalmalı
Titrek bakışlarının bir anlamı olmalı
Zaten gecesinde gözlerim ağlar durur
Huzursuz bedenim yorgundur
Nefesim nikotin komasında
Yüreğim mağrur
Ruhum mezar trafiğinde mağdur
Nasıl olsa sıra banada geliyordur
Bakışlarının bir anlamı olmalı
Söylediklerimle düşündüklerin arasında bağ kur...

Bana Seni AnlattilarBütün gece seni anlattilar
Izdirabi yudumlayan ilham avcilari
Nereye oturtmali seni bilemedim
Nefesin Adem'e üflenen ruhtu
Sevgim gönül ufuklari genis sairlerce
Taçlandirilmis misralarda sakli
Gelin gibi tepelerden süzülüp gelen günesi
Seyrediyorum.

Bulutlardaki renk cümbüsünde gözlerim
Hazan kokularini duyuyorum meltemlerin getirdigi
Ebrar sabir ve vefasiyla bekliyorum
Bana kulak ver ey nehir beni dinlemelisin ey sehir
Onun gönlü bir ayna gibi temiz ve pakti

Ne o 'senin kuruntun mu' diyorsun ey ilham avcisi
Sen ne düsünüyorsun yillarin yorgunu sehir
Izdirabi yudumlayan ilham avcilari
Seni anlattilar bütün gece

Bir sofi vakariyla bekliyorum kavusmayi
Hakki hakikati bulmayi bir dervis edasiyla bekliyorum
Izdirabi yudumlayan ilham avcilari seni anlattilar
Uzun uzun bütün gece
Göz müdür gören gönül müdür
Söyle Izdirabi yudumlayan ilham avcisi

Bana Ölüm GeliyorSeni senle yasmak varken,
Seni sensiz yasamak gücüme gidiyor,
Sana bir adim kadar yakinken,
Seni böyle uzaktan sevmek bana ölüm geliyor.
Sesini duyup sesinle can bulmak varken,
Sesine böyle hasret kalmak can yakiyor,
Elini tutup dizlerinde uyumak varken,
Bos yastiga sarilip uyumak gücüme gidiyor.
Üsüyen bedenimi bedenine sarmak varken,
Tenim sicacik tenine hasret gidiyor.
Seni senle yasamak varken,
Seni sensiz yasamak gücüme giyor.
Hele bir baskasinin kollarinda oldugunu bilmek,
Seni bir baskasiyla hayal bile etmek,
düsündükce ölesim özledikce bu diyardan gidesim geliyor.
Seni sensiz yasamak bana ölüm geliyor.

Bana Yılların Hesabını VerVeda ettiğin gün aklımdan gitmez,
Geri dönsen de bir şey farketmez,
Bu gönül senden başkasını sevemez,
Bana yılların hesabını ver..

Bensiz günlerini yok sayamazsın,
Gülüşlerinle beni kandıramazsın,
Özledim diye elimden kurtulamazsın,
Bana yılların hesabını ver..

Kalbimde izi var günahlarının,
Bağrımda acısı var sevdalarının,
Belli olur mu senin sabahın?
Bana yılların hesabını ver..

Sen artık ellerinsin,geri dönme artık,
Seni istemediğim çok açık,
Sadece bir şey istiyorum senden;
BANA YILLARIN HESABINI VER!

Bana Yokluğunu AnlatBildiğim bir şey söyle bana
Mesela adımı söyle
Beni sevdiğini
Benim seni sevdiğimi
Seni sevdiğimi bildiğini söyle

Gözlerinde hüzün bulutları
Gözlerin dumanlı
Ne zaman gözlerine baksam
Gözlerin kanlı
Bildiğim bir şeyler anlat bana
Ağlamaktan bahset bana

Ne zaman saate baksam
Hep ayrılık vaktidir
Süzülür ellerin ellerimden
Tül gibi hafiften
Bana bildiğim şeyler anlat
Mesela ayrılık gibi

Avaz avaz yankılanır
Odamda geceleri yalnızlık
Kulaklarımda çınlar
Yokluğunun sesi
Bana en iyi bildiğim şeyi
Bana yokluğunu anlat

Bari(benden önce ölürsen izin ver yanına kıvrılayım ..)

bir gün şöyle yapayım
zaten senden ayrılalı hep tuhaf şeyler yapıyorum
gideyim mezarlığa uzanıp kalayım
seni orda kıvrılıp bekleyeyim bari

toz duman olayım orda
sağa sola savrulayım
bitsin artık kalbimin kavgası
silik yaşamıma orda nokta koyayım bari

seni üzdüm ya bu dünyada
nal sesleriyle cehenneme koşayım
yalnızlığı bitireyim bu dünyada
cehennemde bir dost bulayım bari

bir tuş edemedim sensizliği
sevgim müebbet iken sen beraat ettirdin
pas geçirttin restlik ellerimi unutturup gülmeyi
cehennemde güleyim bari

aşıklara yatır olayım sevgilileriyle gelseler
dualarını dallarıma assalar
heba olsam onlara
ben hiç gülmedim birini güldürsem bari

Barış GüverciniGüvercin olmak isterdim
Hani o beyaz olanından
Kırmızı gagalı mercimek gözlü
İnsandan kaçmayan korkmayan
Küçücük yüreğine rağmen
Savaşa meydan okuyan
Barışlar için havalanan
Gittiği yere bolluk ***üren
Hani talih kuşu da derler ya
Hani insanların başına konan
Şans dağıttığı söylenen
Bir zamanların postacısı
Sevenlerin aşıkların müjdecisi
Barisin özgürlüğün sembole
Güvercin olmak isterdim
Biliyorum beni vururlar
Kanadımı kolumu kırarlar
Çeşitli tuzak kurarlar
Siyasetine beni alet ederler
Beni bitirmek isterler
Amma nafile bitiremezler
Ben öldükçe çoğalırım
Ben sevdikçe yaşarım
Ben sevgi ve ümit taşırım
Karanlıklardan bile ışırım
Rengim bembeyaz benim
Merhamet barış eserim
Saymakla bitmez hünerim
İnsanı insanlığı severim
Güvercin olmak isterdim
Tabiata kayıtsız kalmayan
Erozyona duyarsız olmayan
Zamansız av yapmayan
Asla yas ağaç kesmeyen
Bir fidana dokunmayan
Yeşile itibar ederdim
Gulu nergisi severdim
Kırda bayırda gezerdim
Golde gölette yüzerdim
Çocukları sever sayar
Göz bebeklerinden öperdim
Barış türküsü söylerdim
Savaşa meydan vermezdim
Zalimle birlik olmazdım
Teröriste göz yummazdım
Kemik için satılmazdım
Güvercin olmak isterdim
Silah satanların inadına
Pusuda yatanların inadına
Yetim hakkıyla beslenen
Şerefsiz yüzsüzlerin inadına
Dostluğun kardeşliğin adına
Yarınların geleceğin adına
Barisin dostluğun devamına
Savaşsız bir dünya için
Bütün dünya halklarının
Huzur ve rahatlığı için
İnsanların kardeşliği için
Tertemiz bir dünya için
Barış güvercini olmak isterdim

Barışa Davet

Yak aşkınla yansa da mihrabım
Hep hırpalandım sensiz viranım
Az mı gittim uz mı gittim firarım
Arpa boyu düşüncelerde kararım

Gözümden akıyorsun aşk yüklü
Barış güvercinlerim hasret ötüşlü
Kan davası mı var sen de dönüşlü
Şiirlerime baksana hep barış süslü

İnan sana hala bin bir canla bağlıyım
Bir gülümse rüyalara tekrar dalayım
Sende doğayım sen gibi sende kalayım
Yak kül et külünden bülbülün olayım.

Baş Edemezsinİş işten geçmeden ,gel de söz dinle,
Sen benim aşkımla baş edemezsin.
Ben sarhoş gezerken senin derdinle,
Sen kendi gönlünü hoş edemezsin.

Gül sefa sürse de bülbül çilerken,
Bin pişmen olmaz mı rengi solarken,
Ben sana dört mevsim bahar dilerken,
Sen benim yazımı kış edemezsin.

Fırtına biçersin ey rüzgar eken,
Borcunu faizle öder geciken,
Sen benim gezdiğim yolları diken,
Yattığım yatağı taş edemezsin.

Gülersin aşığı yedekte sayıp,
Yetmez mi arından verdiğin kayıp,
Kınalı kekliğim elde var deyip,
Sen beni kafeste kuş edemezsin.

Kapılma hayalin renk akışına,
Ağlarsın gerçeğin can yakışına,
Ben kurban olurken bir bakışına,
O canım gözleri yaş edemezsin.

Aklını başına topla da vazgeç,
Beni dinle de vuslata gün seç,
Sen benim elime mecbursun er geç,
Bahtımı Mecnun’a eş edemezsin

Baş KoymuşumSevda çekmeyenler düşermi derde
Göz yaşı dökmeyip uyur seherde
Gönül kapısında yırtıldı perde
Bu aşkın yoluna baş koymuşum ben

Çile çekmeden vuslata varılmaz
Gariptir aşığın hali sorulmaz
Yarim naz etsede gönül darılmaz
Gülen gözlerime yaş koymuşum ben

Çektiğim çileler gider ağrıma
Yar diye taşlar sardım bağrıma
Gülüm kulak vermez benim çağrıma
Garibim gönlümü boş koymuşum ben

Baş tacısın



Allahın kulu gözümün nurusun
Yüreğimin acısı kiminin bacısısın
Başkasının neyi olursan ol
Sen benim baş tacımsın.

Belki melek belki hurisin
Güzel bir şiir gibisin
Kaderim elinde sen yazar sen silersin
Sen bu kalbin bitanesisin.

Sen geldin dünyama neşe getirdin
Derdi kederi bitirdin
Bana dünyayı değil cenneti getirdin
Sen bu insanın baş tacısın.

Söyle bu beden senin için dünyayı yıksın
Sana yanlış yapanın kafasına sıksın
Belki kimine göre can sıkıcısın
Ama bu bedenin sonsuza dek baş tacısın.

Başaklar Erdemle Eğilir


Her insanın ay gibi karanlık bir sinesi,
Henüz öğrenmediği bir hayat dersi vardır.
İnsan dilinde saklı, kader dilin ucunda
Düşlerle harelenen gönül bahçesi bir de…

Hedefsiz bir gemiye hangi rüzgâr yön verir?
Talih kuşu da konmaz, yatırımsız hayale.
Hayat, mücadeleyle resmedilen tuvalde,
Zafer, ufak adımla başlayan seferdedir.

Acıyı tadanların şefkatle açar kalbi,
Olgunlaşan başaklar erdemle eğilirler.
Her mum, yanan bir mumun ateşiyle tutuşur.
Bengisuyla yıkanır sevgiyle dirilenler.

Kin ekilen tarlanın güzünde olmaz hasat,
Bahar kışı tanımaz, yeşermez taş bahara
Oysa: kral ve yoksul acıkır bir iştahla
Aynı kutuya girer sonunda piyon şahla.

Bilgeler ve bulutlar vermek için alırlar.
Ölüm yaymaz kahraman, ölüme meydan okur.
Ki onda hayat bulur öldürmeye gelenler.
Kaval bile parmaklar okşayınca şad olur.

Her yas da üç gün sürer, her düş, her mükemmel de…
Gönül sarayı yalnız sevgi ile açılır,
Otlar üç günde büyür, bir gül ahir zamanda.
Kalbini bir sera yap, gül yetiştir koynunda.

Susuz su aradıkça, su da susuzu arar;
Sürekli düş görenin gerçekleşir rüyası,
Susamadan kuyu kaz, sevgi ile silahlan
Şair, zaman kaydına bağlan artık ne olur!

BaşaramadıkKisa da olsa bu aski neden yasadik
Birbirimizi kandirdik aldattik hislerimizle oynadik
Hayaller kurduk yasadik masallar icinde
Sen Mecnun ben Leyla, askimiz hic bitmeyecek
topraga gidecekti ölüme bizimle
Basaramadik,biz cok farkliydik
Maglup ayrilip küstük kadere
Yalan asklara atildik yaban ellere
Dönemezdik artik geriye dönsekte deliye
Sen bana ben sana susamis ayrilik bizi öldürse bile
Unutmak cok zordu unutmak yoktu sözde
Ama biliyorduk ask birarada olmamiza yetmiyordu
Biz farkliydik, iki yabanci iki yalanci
Peki ne olacak sonumuz
ne birlikte ne ayri yapamiyoruz
Yasayamiyoruz hayati
Mesafeler koyduk araya kilometrelerce
Gittim uzaklara sensizlige ama
Engelleyemedim rüyalarima girmeni
Sarkilarin hep seni anlatmasini
Baktigim heryerde hayalini görmemi
Alisamadim yokluguna
Artik degistirmezdi dönüsüm hicbirseyi
Azaltmazdi yüregimizdeki hicrani
En aci seyse askimiz kaybetti
Kalplerimiz ise aska inancini
Yetmedi hicbirsey bizi geri döndürmeye
Ayaklar altinda ezilen cicekler gibiyiz
Rüzgarin savurdugu yapraklar gibiyiz
Askin unuttugu iki serseriyiz
Geriye dönmeyecegiz ama
Birbirimize hasret ve ac ölecegiz...

Başı Okşanmamış Yetim


Başı okşanmamış yetim,
Sen ağlama…
Kara sözlü insanlar ortasında
Saçlarını tara inadına,
Yüksek tut, göklere çıkar umutlarını,
Menzilin gülistan olsun
Sen gül olmasan da
Gül koksun her yanın,
Etrafa dağıt güllerin en güzellerini!

Dümenini sen kullan hayatının
Hayra yor rüyalarını
Rotanı nur’a tut
Geceleri mehtap olur,
Ay ışığı denize
Yakamozlar göz bebeklerine vurur,

Sen ağlama,
Dikensiz büyüt güllerini!
Mavi gül yetiştir tam orta yerinde,
Herkese tebessümü borç bil
Dosta selam
Düşmana güven ver,

Başı okşanmamış yetim
Sen ağlama
Başı okşanmamış yetim, git
Git, sen okşa başı okşanmamış bir yetimin.

BaşıboşBildiğini zannetme..
Aşk kuş olup omzuna konmaz
Öyle elini uzatıp
Tutabileceğini sandığında
Kimbilir nerelere konacaktır.

Bildiğini zannetme..
Aşk kalbinin derinliklerinde değildir
Onu çok sevdiğini söylediğinde,
Kimbilir aklı kimlerdedir.

Bildiğini zannetme..
Aşk hücrelerinde değildir
Kanım, canım, her şeyim
Diye saydığında
Bir ki grubu farklıdır.

Bildiğini zannetme..
Aşk yürüyen merdiven gibi değildir
Üstüne çıkıp,
Gitmeye çalıştığında
Başıboş bırakır
Yanarsın..

Can mı Dayanır Gidişine

Söyle can mı dayanır
ben seni ömürlük sevmiştim
her an seni düşünüyorken
yanındayken bile deli gibi özlediğim
gülüşüne değer biçemediğim
sevdasından vazgeçemediğim
ve bir türlü sevmeyi beceremediğim güzel
söyle can mı dayanır gidişine.

Kaderimizi olmamalı uzaktan sevmek
bize yakışmaz sevgiye gavur eziyeti çektirmek
ve sen gidiyorsun ardına bile bakmadan
gözyaşı akıtmadan
kolay mı bir yüreği kanatsız bırakmak
kolay mı bir çocuğu anasından ayırmak
kolay değil biliyorum
artık duy sesimi güzel kız
seni seviyorum
seni seviyorum.

Can RüzgarımSen gideli, otağımdan bağımdan
O gün bugün, ağlıyorum ardından
Bilmiyorsun,öleceğim kahrımdan
Nerdesin gel dert ortağım nerdesin,

Sensiz kaldım,kapkaranlık mehtabım
Okunmuyor sensiz, sevda kitabım
Ben bitmeden bana doğru, bir adım
Nerdesin gel can yoldaşım nerdesin

Dokunmadan, elin eli tenine
Çekilmeyen dert girmeden beline
Hasretinden bak ağlarım, bak yine
Nerdesin gel gözü yaşlım nerdesin

Yalnızlığım yokluğunla kankardeş
Zifiri dünyama doğmuyor güneş
Sen, kalbime hem sırdaştın hem de eş
Nerdesin gel can rüzgarım nerdesin

Can SuyuGülüm, seni ne çoban çeşmelerinde akan suya,
Ve ne de o güzel gözlerini, gürül-gürül dönen bu dünyaya değişmem asla...
Bilirim, çünkü o çoban çeşmeleri gün olur da kururlar,
Ve elbette ki bu güzel dünya dönmeye devam eder ama,
Gün olur; ecel gelir de, cansız bir beden olduğumda ben,
Yani, öldüğümde ben,
Sen yine hep ruhumun dünyasında,
Ve hatta aşkımın tüm evreninde yaşamı sağlayacak enerji,
Ve tükenmez her ihtiyacı olacaksın,
Hem benim, hem o aşk evreninin "can suyu" olarak kalacaksın...s

Cana Yakın

Cana yakın arkadaşımken
neden sonra sevdim seni
canana yakın arkadaşısın şimdi
haberin olmasa da senin
uğruna can feda
aşığımsın şimdi.

Savunmuyorum kendimi
suçum belli susuyorum
kalbim hapiste
sevmekten mahkumum
elimden ne gelir
kaderim böyleymiş
bu bahar da yine
sevilmekten mahkumum.

Canan Ali


Can Ali, canan Ali
Her derde derman Ali
İlimde umman Ali
Can sana kurban Ali.

Ay Ali, hilâl Ali
Güzel bir cemâl Ali
Edepte kemâl Ali
Can sana kurban Ali.

Şebboy Ali, gül Ali
Engin bir gönül Ali
Şakıyan bülbül Ali
Can sana kurban Ali.

Kemâlatta fert Ali
Varlıkta cömert Ali
Yiğitlikte mert Ali
Can sana kurban Ali.

Kevserde sâki Ali
İlimde bâki Ali
Yüzümün akı Ali
Can sana kurban Ali.

Şah Ali, sultan Ali
Zalime yaman Ali
Mazluma aman Ali
Can sana kurban Ali.

Resule kardaş Ali
Nebiye sırdaş Ali
Hızır’a yoldaş Ali
Can sana kurban Ali.

Din Ali, iman Ali
Aşk Ali, irfan Ali
Halid’e ferman Ali
Can sana kurban Ali.

Candan Öte YarNe gündüzü gördü gözlerin sensiz
Ne de gece bitti yalnız akşamlarda
Ne amansız yol alır oldum
Ne de sensiz yaşamayı becerebiliyorum şu dünyada

Hayatımdaki tek vazgeçilmezdin sen
Nice sevgilerin arasından sıyrılıp bulmuştun beni
Nice yangının suyuydu özlemin
Senle yaşamak yaşanılır
Senle sevmek sevilir kılınabiliyordu

Sen benim bende kalan yarımdın
Sen benim dert ortağımdın
Sen benim candan öte canımdın

Cani’nin Coni’nin Şeyinde Kald1kSam’a döndü hem terane hem gayda
Ne bağ kaldı, ne gül kaldı, ne ada
Ahmak gibi garibanda, paşada
Cani’nin, Coni’nin elinde kaldık

Figan etme bülbül figanın boştur
Kanadın kırılmış yolun yokuştur
Neye yarar artık koştur, koşuştur
Cani’nin Coni’nin selinde kaldık

Ne dikenim kaldı ne gül ne fişek
Bu nasıl birlikmiş bu kadar gevşek
Salladıkça yere bir bir düşecek
Cani’nin Coni’nin belinde kaldık

Parça parça olduk bitti özümüz
Çakallar kurt olmuş geçmez sözümüz
Dost ile düşmanı seçmez gözümüz
Cani’nin Coni’nin dilinde kaldık

Sağcı solcu dinli dinsiz yapılıp
Senelerdir koyun gibi kırpılıp
Zengin, yoksul, yardımlara kapılıp
Cani’nin Coni’nin kilinde kaldık

Kendi kendimize yetip, yaşarken
İnsan gibi sahralarda koşarken
Nasılda pes edip bu kadar erken
Cani’nin Coni’nin külünde kaldık

Nerdesin yüreğim nerdesin gelki
Damarlara girdi esirlik zerki
Kafese konulmuş kartalın erki
Cani’nin Coni’nin ilinde kaldık

Murat der ki artık toplan, toparlan
Bu vatan bizimdir gayrisi yalan
Körmusun, gözlerin görmez mi olan
Cani’nin Coni’nin şeyinde kaldık!

Dağ RüzgarıKaderde senden ayrı düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim...
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git gidebildiğin yere git diyordum
Oysa ki, senden kaçılmazmış
Yokluğuna birgün bile dayanılmazmış.
Bilmiyordum...

Yine de dayanmağa çalışıyorum işte
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgar güzel bir koku getirmişse
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum
Yaşamak seninle bir başka zamanı
Bir başka zamanda seni yaşamak
Herşeyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
İster uzaklarda ol
İster yanıbaşımda dur
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır
Bitmiyorsun
Çaresizliğim gün gibi aşikar
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin
İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran
Sen güneş kadar sıcak
Tabiat kadar gerçek
Sen bahçelerde çiçekler açtıran
Sudan, havadan, güneşten yüce varlık
Sen, o tek sevgi içimde
Sen görebildiğim tek aydınlık

Bir nefes de benim için al
Havasızlıktan öldürme beni
Bulutlara, yıldızlara benim için de bak
Susadım diyorsam
Bir yudum su içmelisin
Ben yorulduysam sen uyumalısın
Ellerim sevilmek istiyor
Saçlarım okşanmak istiyor
Dudaklarım öpülmek istiyor
Anlamalısın.

Ağaçların yeşili kalmadı
Gökyüzünün mavisi yok
Bu dağlar o dağlar değil
Rüzgarında kekik kokusu yok
Kim bu çaresiz adam
Bu kan çanağı gözler kimin
Kaç gecedir uykusu yok
Gündüzü yok
Gecesi yok
Yok
Yok
Anladım
Sensiz yaşanmaz bu dünyada
İmkanı yok.

Dağ ve Şelale Ne bu sevda biter ne de bu hasret
Devlerin aşkı bu olsa gerek
Sen koca bir dağ zirvesi bulutlar arasında
Ben sonsuzlukta akan bir şelale
Ne sen eğilirsin, ne de ben durulurum
Senin zirvende karlar bulutlar arasında öyküler canlanır
Benim içimde çağlayan sularla
Değişik diyarların koynundan sökülüp gelen
canlılar,değişik kokular,tatlar
Sen sana doğru yön değiştirmemi
Senin içinde çağlayıp coşmamı beklersin
Ama mağrur başını eğmezsin,sadece beklersin
Ben başındaki bulutlardan bana yağmur olmasını,
İçindeki saklı minerallerin bana katılmasını,
Birlikte ormanlar,çiçekler,yosunlarla
Hayat bulmasını beklerim
Hep birbirimizden herşeyi bekler,
Tam uzanacakken birbirimize,
Her amn bir bahane buluruz o gelsin diye,
Bir gün gelecek coşkun sularıyla akan şelale
Toprağın koynundan senin kalbine girecek.
Ve o mağrur gövdende kalbinin ateşi bir delik açacak
İnsanlar bir dağın gövdesinden akan bir şelaleyi görecekler

Dağın Ardındaki Yıldız



Şu dağın ardında bir yıldız saklı dediler
Koskoca yükü üstüme yüklediler
Yıldızın adı aşkmış meğer
Yüzüme gülerken bunu söylediler.

Her adımda yolumdan bir taş kaydı
Zirve gözümde pek bir uzak kaldı
Ne zor bir yolculukmuş bu sana
Tadamadım suyundan kana kana.

Taze açmış çiçekler buldum yolunda
Saklı dediler kokun onda
Koparmaya kıyamadım dalından
Eğilip kokladım yeni açmış salkımından.

Boğazımı yakan bu kokuda nedir
Kokladıkça koklayasım gelir
Bu çiçek uğruna değil bir gün
Koca bir ömür verilir.

Adı neymiş bu çiçeğin dersin
Aşık olmayan adın bilmez
Derde düşen beri gelsin
Sor şu biçareye de sana cevap versin.

Hani yar gülerde herkese bir sana gülmez
Derdi var dersin, derdin söylemez
Tek bir söz ,tek bir hece beklersin
Sanki derman, aman nedir bilmez.

Bildin mi şimdi ey halden anlamaz
Koklamayı bilirsen boğazın yakmaz
Hani dedim ya tek bir hece tek bir söz
O güzel çiçeğin adı; Naz.

Adım adım çıkıyorum yolunda
Nefesimi senden alıyorum her soluğumda
Koca bir çam ağacı kesti yolumu şimdi
Gövdesinde bir ses beni çağırır içeri.

Başımı döndüre bu reyha nedir? takılı kaldım
Elimi usulca göğsüne uzattım
Çekemiyorum kendimi aman Allahım
Bir ağaç gölgesinde asılı kaldım.

Söyle ey peri nedir bu bağlandığım
Ne yatar altında bu altından kisvenin
Yoksa O, O mu yıllardır saklandığım
Kölesimi oldum şimdi kaçtığım işvenin.

Ey Aşk! ne zorlu yolların varmış
Sana ulaşamayanlar benim gibi
Yarı yolunda binbir engele takılmış
Bekleşirler köşebaşında ölüm gibi

Gözüm zirvede kaldı şimdi sana bakıp
Diğerleri gibi sana ulaşamayıp
Kaderim burada bir acı ağıt yakıp
Sevmekmiş bir başkasını sen sayıp.

DağınıkBak bugün de güneş doğdu
Bugün de yaşıyorum
Odam geceden kalma
Dağınık,
Bir tarafta saçların
Bir tarafta gözlerin
Tek tek topluyorum
Yine de bir "sen" yapamıyorum

Dağlar

Aşkın gözü kördür,demişler,
Gönül gözü neylesin dağlar
Aşk ateşi yakar,demişler,.
Gönül sözü,neylesin dağlar.

Sesini duyunca gülümser,
İçinde umutlar iyimser,
Aşkını baharla özümser,
Gülşen güzü,neylesin dağlar.

Yarin gözleri sulu sulu,
Gönlü sevgiyle dolu dolu,
Sarp,dikenli kader yolu,
Geçit vermez,neylesin dağlar.

Bir güvercin gibi yüreği,
Yare uçmaktır,hep dileği,
Ne yazık,kırılmış bileği!
Uçamıyor,neylesin dağlar.

Aşk ölçülemez parayla pulla,
Sevda bitmez kapanan yolla,
Uçan kuşla bir selam yolla,
Habersiz yar,neylesin dağlar.

Yıllar yılı hasret çekmişler,
Gözden ırak olsa bile sevmişler,
Kalplerine sevgi ekmişler,
Tohumları,neylesin dağlar.

DağlarDağlar cevap verin ben nerdeyim
Toprağınıza alıp beni gökyüzüne teslim edin
Bir aşk uğruna harcanan ömrümü
Rüzgarlara serin
Dağlar dağlar söyleyin ben nerdeyim

Ağlayayım diyorum
Olmuyor
Güleyim diyorum
Olmuyor
Ağlasam olmaz gülsem olmaz
Kabus olur geceler kimseler bilmez

Sen yoksun ya yoksun işte
Gülüşlerim
Yalan
Sevinçlerim
Yalan
Feryatlarımı figanlarımı yok ki duyan

Kalbimde bir sancı var nedendir bilmem
Senden başkası mı
Sevemem sevemem

Dağlar dağlar cevap verin ben nerdeyim
Bir gece apansız uykumdan kaldırıp beni
Yıldızlara teslim edin
Dağlar dağlar söyleyin ben nerdeyim

Göz yaşlarımdan şarkı yaptım
Sözlerine hep acı kattım
Gitarımın bozuk akorduyla
La minörden çaldım
Sensizken hep ağladım Ağladım
Cevap ver bana bunu neden yaptın

dağlar dağlar söyleyin ben nerdeyim
beni bu hallere koyan yarime selam deyin

eyyy dertlerim kederlerim
bir sabah beni de alıp bu şehirden gidin.

DağlarUzun olur dağlarda yaşayanın ömrü
Güzel olur dağlarda yaşayanın yüzü
Temiz olur, dağların havası ile suyu
Lezzetli olur, her şeyinin tadı - tuzu

Güneş her sabah, ilk kez dağı işitir
Leyla’nın gözyaşı gibi karları eritir
Dağlar akıtır, Kevser gibi ırmakları
Rüzgar harman eder, tüm kokuları

Dallar raks ettikçe yar gelir aklıma
Bülbüller öttükçe yar gelir aklıma
Estikçe rüzgar kokusu gelir burnuma
Çaldıkça çoban kavalı O gelir aklıma

Geceleri ay avize, yıldızlar spot lamba
Gel de sen, o dağlarda Leyla’ya arama
Başka kimse derman olamadı o yarama
Dağlar ne olur bir de siz bakin yarama

Hep belleğimdedir, o dağların öyküsü
Kulağımdadır, hala bülbüllerinin ötüşü
Burnumdadır, hala çiçeklerinin kokusu
Gözlerimdedir, hala yaylarının dokusu

Islık ötüren rüzgara, eslik eder ağaçlar
Hep öter kuşlar, öpüşür yeşil yapraklar
Karlı dağdan, engin ovaya sular çağlar
Rüzgarlar, bin bir çeşit koku harmanlar
Yanımda yar, meskenim de olsaydı dağ
O an olurdu, gönlüm bağ, duygularım dağ
Soğan, ekmek, yanında su sanki olurdu bal
Başka şey istemezdim, yeterdi bana bu hal

Feryatlarımı, yalnız dağlar cevap verdiler
Ağaçlar, kuşlar, böcekler de teselli ettiler
Ağaçlar, dallarını hep benim için eğdiler
Kollarını benim için birer hamak yaptılar

Dara, vefasıza, düsenler hep size sığındı
Peygamberler, veliler, hep sizlere sığındı
Dağlar, bazen sel verse de hiç sır vermedi
Kıymetli ve kutsal şeyleri kalbinde sakladı

Dostlara güven düşmanlara korku verirsiniz
Hep Aşıklara, Maşuklara, mesken olursunuz
Dara, vefasızlara, düşenlere kucak açarsınız
Güzelliğinizle de etrafınıza, neşe saçarsınız

Hey dağlar buralarda bağıramıyorum yasak
Buralardaki insanlar olmuşlar sanki tutsak
İçimdeki bir his diyor, dağın yolunu tutsak
Askı yasamak için dağlara mesken kursak

Sikildim ben buralardan, deşarj olmak istiyorum
Temiz havandan bol bol içime çekmek istiyorum
O Berrak sularından kana kana içmek istiyorum
Arının bal yaptığı, çiçeğini koklamak istiyoru
__________________
caPRiZsiZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sana Olan Sevdam mislina Flaş Şiirler 1 05-14-2008 10:13
Hangi Yalan Hangi Sebeb mislina Flaş Şiirler 3 03-11-2008 16:40
sana-olan-sevdam M4ST3R.TR Flaş Şiirler 1 02-02-2008 09:08
Sana Olan AŞkim pinhani Ask siirleri 1 07-12-2007 00:38
Üç Kere Affa Sebeb Olan Kısa Dua @bdulk@dir Dualar Ve Sureler 0 06-21-2007 23:33



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:33 .
|

Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0 ©2007, Crawlability, Inc.
Harekatforum.com Güvenlik Kalkanı Devrede Saldırı Sayısı:143

Protected by CBACK.de CrackerTracker
Designer By M4ST3R.TR
Forum SEO by Zoints

Toplist

Harekatforum Arşiv
174, 173, 171, 172, 180, 18, 19, 285, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 629, 630, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 37, 38, 39, 40, 634, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 458, 53, 54, 266, 62, 625, 187, 193, 191, 182, 71, 72, 73, 280, 76, 278, 80, 81, 82, 83, 84, 271, 89, 618, 91, 92, 663, 93, 240, 94, 107, 108, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 119, 120, 188, 189, 123, 272, 125, 181, 126, 127, 131, 132, 288, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 283, 156, 153, 154, 155, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 290, 175, 176, 177, 178, 614, 616, 194, 195, 615, 197, 204, 200, 201, 202, 205, 206, 207, 265, 247, 237, 236, 270, 231, 229, 232, 233, 234, 632, 607, 238, 245, 267, 251, 264, 269, 277, 316, 619, 286, 287, 289, 308, 314, 293, 313, 294, 295, 296, 297, 298, 299, 304, 471, 425, 440, 303, 417, 307, 480, 479, 470, 606, 633, 623, 622, 621, 620, 459, 419, 422, 423, 435, 436, 434, 437, 438, 439, 441, 442, 443, 444, 445, 446, 447, 448, 449, 450, 451, 452, 453, 454, 455, 478, 456, 457, 491, 472, 473, 474, 475, 476, 481, 483, 484, 485, 486, 487, 488, 613, 522, 660, 661, 662, 524, 515, 521, 517, 518, 516, 526, 525, 527, 528, 529, 530, 531, 532, 617, 533, 534, 535, 536, 537, 538, 539, 540, 541, 542, 543, 544, 545, 546, 557, 627, 558, 631, 559, 560, 561, 562, 563, 564, 565, 566, 628, 568, 624, 611, 612, 609, 610, 608, 604, 605, 603, 601, 602, 577, 626, 579, 580, 581, 582, 583, 584, 585, 635, 636, 637, 638, 639, 640, 641, 642, 643, 645, 644, 647, 649, 648, 658, 665, 664, 657, 669, 666, 668, 670, 671, 672, 673, 674, 675, 676, 677, 678, 700, 703, 702, 704, 705, 706,